SORU: Size yöneltilen sorulara bazen geleneksel fıkıh kitaplarının dışında hatta onlara karşı şekilde görüşler bildiriyorsunuz ve “ben bunu bu şekilde anlıyorum, kanımca doğrusu şu şekilde olmalı” gibisinden eklemeler yapıyorsunuz. Bildiğim kadarıyla yorum yapmak, klasik sünni fıkıh kitaplarında dört hak mezheple sınırlı kılınmış ve bunun dışındaki uygulamalar uygun görülmemiştir. Ancak siz faiz-riba, kadınların hayızlı namaz kılmaları, harem-selamlık oturma gibi konularda kendinize has yorumlar yapmaktasınız. Bana yeni bir açılım getirebilir misiniz? (Okan Gürlek)
CEVAP: Benim yaptığım aslında yorum değil Kuran’ın yalın anlamının gösterdiği yoldur. Her kim Kuran’ı bütünüyle kavrayabilecek bilgi ve yeteneğe sahipse, Arapça’yı da bütün incelikleriyle biliyor ve Kuran ayetlerinin taşıdığı lafzi ve işari manaları anlayabiliyorsa bunun yanında Kuran ayetlerinin iniş nedenlerini, iniş tarihini biliyorsa Hz. Peygamber’in Kuran’ı uygulama biçimi de biliyor ve Kuran ile bağdaşan ve bağdaşmayan rivayetleri birbirinden ayırt edebiliyorsa elbette o da kendi çabaları, araştırmaları sonucunda varacağı düşünceyi söyleyebilir ve buna uyabilir. Bu yönteme ictihat denilir.
Hak mezhep, batıl mezhep, sonraki devirlerde üretilen terimlerdir. Peygamber döneminde mezhep yoktu. Peygamber ve ashabının yaşam tarzı, gittiği yol, işte hak mezhep odur. Elbette bin yıl önceki insanların, kendi dönemlerindeki şartlara göre yaptıkları yorumlar bugün için geçerliliğini yitirmiştir. Bir diş doldurma meselesini ele alın, mesela hâlâ televizyonlarda diş doldurmak isteyenin Hanefi mezhebinden Şafii mezhebine geçmesi gerektiği şeklinde saçma düşünceleri söylemekten çekinmeyenler var.
Ne Şafii, ne Hanefi mezhebi kardeşim? Bu mezhepler Peygamber zamanında var mıydı? Yahut Peygamberimiz, “bu mezheplere uyun” diye bir ferman mı vermişti? Öyle ise bu sözü din adına söyleyen insanın din anlayışı, saçmalığın kendisi değil midir? Din hayatla bağdaşır. Hayata ters düşen din, geride kalır, toplum onu dışlar. Kuran’a baktığımızda hayata ters düşen bir şey görmüyoruz. Çünkü o vahiydir. Söylediği sözler ve vurguladığı emirler her zaman insanlığın yararına olan genel esneklikte buyruklardır. İnsanlar yorumlarıyla bu geniş ve aydın yolu daraltıp hayli karartmışlardır. Çabamız, Kuran nurunun önündeki perdeleri kaldırmaktır.
Hayata ters düşen dini, toplum dışlar
Benim yaptığım aslında yorum değil Kuran’ın yalın anlamının gösterdiği yoldur
Haberin Devamı

