Soru: Son günlerde hadislerden kimilerinin uydurma olduğundan bahsediliyor. Bu doğru mu? "Kadını kötüleyen hadisler uydurmadır" deniliyor. Diyelim ki hoşumuza gitmeyen hadisler, "uydurmadır" diye ayıklandı. Peki hoşumuza gidenlerin "uydurma" olup olmadığını nasıl anlayacağız? (Erkan Özyürekli)
Cevap: Mesele, bir hadisin bizim hoşumuza gidip gitmemesi değil, Kuran düşüncesine uyup uymadığı meselesidir. Kuran, temel yasadır. Hadisler ise yasanın yönetmeliği durumundadır. Yönetmelikler yasaya aykırı olmaz, yasayı açıklar. Öyle ise hadislerin de Kuran düşüncesine aykırı olmaması, Kuran'in yasaklarına yasaklar katmaması gerekir. Hadisin iki temel ölçütü vardır. Birinci temel ölçüt, Kuran'a uyması, Kuran'in helal kıldığını haram yapmamasıdır. Çünkü asıl din Kuran'in emirleridir.
Kuran'ı Peygamberimiz, herkesi bağlayıcı olmak üzere yazdırmıştır. Ama hadislerin yazılmasına müsaade etmemiştir. Dört halife döneminde hadislerin yazılmasına izin verilmezdi. Daha sonraları hadis nakletme furyası başladı. İlk resmi derleme işi de Peygamberimizin vefatından 100 yıl sonra, Halife Ömer ibn Abdulaziz'in bir emriyle başladı. Ünlü hadis kitabı Sahîh-i Buharî'nin yazan Muhammed b. İsmail Buhârî, 204 tarihinde doğmuştur. Şimdi iki yüz yıl ağızdan ağıza aktarılan sözler acaba ne derece Peygamber'in ağzından çıktığı gibi korunabilmiştir? Akıl var, mantık var. Dün duyduğumuz bir sözü bugün aynen aktaramayız. Ya duyulan bir sözü yıllar sonra aktarmak istersek ne olur? Onun için hadis nakillerinin, değişmez yasa olan Kuran'a uyması gerekir.
İkinci şart, hadisi nakleden kişilerin kopuksuz olarak ta Hz. Peygambere kadar varan bir zincirle birbirine bağlı olmalan aynca sözlerine güvenilir kişiler olmasıdır ki, buna senet denilir. Eğer bir hadis, bu iki vasfı taşıyorsa Kuran'dan sonra İslâm'ın ikinci kaynağı olur. Taşımıyorsa ona saygımız olsa da bağlayıcı din denemez. Çünkü o kadar kısıtlayıcı, insan doğasına, bilimsel gerçeklere aykırı sözler var ki hep Peygamber'in ağzına yakıştırılmıştır.
Çeşitli olayların etkisiyle insanlar kendi görüşlerini savunabilmek için Kuran'da ayet bulamayınca hadis seçeneğinden yararlanma yoluna gitmişler, böylece dört halifeden sonra meydana gelen fitne olaylarında bir taraf, karşı tarafı suçlamak için onların sıfatlarına uyan nice sözler uydurup Peygamber'in hadisi diye göstermişlerdir. Kimileri de zamanlarındaki bazı ahlaki durumları beğenmeyince hemen bunların kıyamet alameti olduğuna dair hadisler üretmişlerdir. Böylece kocaman hadis literatürü ortaya çıkmıştır. Bunları yeniden Kuran düşüncesiyle karşılaştırılıp sağlamlarını çürüklerinden arındırmak gerekir.
Hadisin Kuran düşüncesine uyması gerekir
Soru: Son günlerde hadislerden kimilerinin uydurma olduğundan bahsediliyor. Bu doğru mu? "Kadını kötüleyen hadisler uydurmadır" deniliyor. Diyelim ki hoşumuza gitmeyen hadisler, "uydurmadır" diye ayıklandı. Peki hoşumuza gidenlerin "uydurma" olup olmadığını nasıl anlayacağız?
Haberin Devamı

