Hacı unvanı hakkında...

Haberin Devamı

SORU: Ahirete yönelik olan hac ibadetti, ülkemizde dünya unvanı gibi kullanılıyor, istismar ediliyor. Hacı baba, hacı anne, hacı amca, hacı bey gibi... Ayrıca kartvizitlere yazılıyor. Tabelalara, markalara ticaret unvanı olarak ekleniyor. Hatta mezar taşlarına bile yazılıyor. İkamet ettiğim apartmanın ismini de bu şekilde koydular. Bu uygulamanın inançta ve ibadette ihlası zedelediğini düşünüyorum. Biliyorsunuz iki türlü din yorumu ve uygulaması var bizim hayatımızda. Birincisi klasik, geleneksel, kişilerin yorum ağırlıklı, mezhep uygulamalarına dayalı, katmalı din. Diğeri de son 20 yıldır ağırlık kazanmaya başlayan kişilere değil, Kur’ân’a endeksli, sizin de öncüleri arasında olduğunuz gerçek Müslümanlık. Bazı hocalarımız gazetelerde ve televizyon programlarında vatandaşların sorularını cevaplarken mezheplere göre değişik yoramlar yapıyorlar. Yüce kitabımızın bakışı esas alınmalıdır. Gazetedeki bir yazınızda sizin de böyle bir açıklama yaptığınızı görünce biraz tedirgin oldum. Nedenini öğrenebilir miyim? (Süleyman Sırrı Sözal)

CEVAP: Hac, namaz gibi, oruç gibi bir ibadettir. Hac yapan kimseye, hacc yani hac ibadetini yapmakta olan kişi denilir. Namazda olan kimseye de musalli (namaz kılan) denilmektedir. Hacdan döndükten sonra bu ibadetin bir unvan olarak kullanılması tamamen bid’attır. Peygamber sahabilerinin hiçbirine hacı unvanı verilmediği gibi mezhep imamları da böyle bir unvan taşımazlar. Şimdilerde bu unvan, hacca teşvik amacı yanında pek yüceltici bir sıfat bulamayanlara verilmiş bir yüceltme, biraz da övünme sıfatıdır. Ama meşhurlar böyle bir unvan kullanmazlar. Mesela merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal sanıyorum birkaç kez hac yaptı ama “Hacı Turgut”unvanı taşımazdı. Buna benzer birçok örnek verebilirim.

Şimdi gelelim tedirgin olduğunuz konuya. Yazılarımda zaman zaman mezhep görüşlerine yer vermem, sorulan sorunun gereğidir. Elbette bir görüş belirtirken Kur’ân’a dayandırılacaktır ama Kur’ân’ın bazen yoruma ihtiyacı vardır. Çıplak ayeti alırsanız arada izaha muhtaç boşluklar kalır. İşte bu boşluklar yorum gerektirir. Bunu yaparken önce eski bilginlerin yorumlarına, görüşlerine işaret ederiz, sonra farklı ise kendi görüşümüzü belirtiriz. Ama Kur’ân’da açıklık olan konularda şahısların görüşü bizi bağlamaz.



DİĞER YENİ YAZILAR