Soru: Köşenizdeki bir yazınızda, "Yaratıksız Allah düşünülemez" demiştiniz. Ben bu cümleden, Allah'ın bizleri yaratması mecburiymiş gibi bir anlam çıkarıyorum. Yanlış mı düşünüyorum? (Tayfun Sanar)
Cevap: Sözüm, sizin anladığınız manaya da çekilebilir ama ben kesinlikle öyle bir şey kastetmedim. Dikkat ederseniz konuyu önce güneşle ışığı arasındaki benzetmeyle anlatmaya çalıştım. Güneşin ışığa ihtiyacı yoktur ama ışık verme, güneşin bir sıfatadır. Güneş ışığa muhtaç değil, ışık güneşe muhtaçtır. Ama güneşin olduğu yerde ışık zorunlulukla olur. Yaratma da Allah'ın ayrılmaz, zatî sıfatlarındandır. Yaratma O'nun işlevidir. Fakat bu söz, Allah'ın yaratıklara ihtiyacı var anlamına gelmez.
Allah tek tek yaratıklara muhtaç değildir. Bana, size, Hasan'a, Ahmet'e, yere, göğe muhtaç değildir. İsterse Ahmet'i götürür, yerine Mehmet'i getirir. Bu gökleri, yeri yıkıp yeni gökler ve yer yaratır. Nitekim, "Ey insanlar, (Allah) dilerse sizi götürür ve başkalarını getirir. Allah, bunu yapabilir" (Nisa: 133), "O, her gün (her an) yeni bir iştedir. Kimilerini yaratırken kimilerini öldürür, her an hayatı tazeler, bir hali giderir, başka haller getirir" (Rahman: 29) buyurmuştur.
"Bana kulluk etsinler"
Zariyat Suresi'nde Yüce Allah, "Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım" (Zariyat: 56) buyurmuştur. "Bana kulluk etsinler" ifadesi, beni tanısınlar şeklinde açıklanır. Kulluk, Allah'ı tanımanın doruğudur. Yaratıklar olmayınca Allah'ın varlığı bilinmez ki. İşte Allah, bilinmek için bu evreni yaratmıştır. Daha doğrusu isim ve sıfatlarını yaratıklarıyla açığa çıkarmıştır. İslâm mutasavvıflarınca sık sık yinelenen şu söz de bize ışık tutar: "Ben gizli bir hazine idim, bilinmek istedim, beni bilsinler diye yaratıkları yarattım."
Tüm varlığı, Hakk'ın isim ve sıfatlarının görüntüsü kabul eden Muhyiddin ibn Arabî, "(O gün) Onları siz öldürmediniz fakat onları Allah öldürdü, (ey Muhammed), attığın zaman sen atmadın fakat Allah attı" (Enfal: 17) ayetini açıklarken şöyle diyor: "Ey kulum, aslında senin değil, benim yaptığım işi yap, ben de bir işi ancak seninle yaparım (eylemimi seninle ortaya koyarım). Fi'li yapmam için senin bulunmam gerekir. Ben sana gerekli olduğum gibi sen de bana gereklisin" dedikten sonra İbn Arabî, bu derin manayı şöyle değerlendiriyor: "Böylece işler bana ve O'na bağlı kılınmıştır. Gerçekten bu manaya ben de şaştım, her şey de şaştı. Şaşkınlık içinde şaşkınlık oldu" (Kitabu'l-Celâle, varak 62 b, Yusuf Ağa Ktp. Konya, 7883).
Güneşin ışığa ihtiyacı yoktur
Sözüm, sizin anladığınız manaya da çekilebilir ama ben kesinlikle öyle bir şey kastetmedim. Dikkat ederseniz konuyu önce güneşle ışığı arasındaki benzetmeyle anlatmaya çalıştım
Haberin Devamı

