Geri kalmışlığın sebebi nedir?

İlk emri "Oku" ile başlayan, okumanın, bilimin araçlan olan kaleme, mürekkebe, yazı yazılan yapraklara, tüm yazı malzemesine ant içilerek bilimin değerini en güzel biçimde vurgulayan bir din, elbette geri kalmışlığın nedeni olamaz

Haberin Devamı

Soru: Dinimiz, tüm gelişmelere açık bir dindir. Peki, geri kalmışlığımız sebebi nedir? Hz. Muhammed'e gelen "Oku" emrinin muhatabı sadece o mudur, yoksa bütün Müslümanlar mı? Atatürk olmasaydı ne olurdu acaba? Tüm İslâm âlemine yüzyıllardır, birileri haksızlık yapıp gelişmemizi mi engelledi? (Özer Özdemir / Fethiye)

Cevap: İlk emri "Oku" ile başlayan, okumanın, bilimin araçlan olan kaleme, mürekkebe, yazı yazılan yapraklara, tüm yazı malzemesine ant içilerek bilimin değerini en güzel biçimde vurgulayan bir din, elbette geri kalmışlığın nedeni olamaz. Hz. Muhammed düşünce itibariyle modern çağın, en ileri çağların insanıdır. İki gününü birbirine eşit geçiren insanı aldanmış kabul eden o yüce Peygamber, insanı insanın kölesi olmaktan, yaratıklara tapmaktan kurtarıp özgürlüğe kavuşturmuş, kralla efendiyi insanlık açısından bir saymış, her türlü hurafeyi, köhne zihniyeti ortadan kaldırmanın savaşını vermiştir. Onun bu akılcı, ilerici mesajı istikametinde yürüyen ilk Müslümanlar bilimin her alanında büyük gelişme göstermişlerdir.

Vakit kaybetme çabası
Fütuhatın gelişmesi sonucu zenginlik başlayınca İslâm'ın getirdiği demokrasiden vazgeçilip krallık sistemine geçilmiş, gelişmeci aklî düşünce yerini statükoculuğa bırakmış, böylece durağanlık başlamış, akıl ve bilim yolunda ilerleyip yeni bilimsel eserler, keşif ve icatlar yapma yerine asırlarca skolastik zihniyetin tutkunu insanlar, ayrıntıyla uğraşmayı yasaklayan Kur'ân'ın aksine, ayrıntılarla uğraşıp durmuşlar, kılı kırk yaran, orijinal eserler üretme yerine metinlere şerhler, şerhlere haşiyeler yazarak insanları Kur'ân düşüncesinden uzaklaştırmış, Kur'ân üzerinde düşünme yerine, işte bu insanların ürünü olan fıkıh, rivayet, yorumlar üzerinde düşünüp vakit kaybetme çabası içine girmişlerdir.

Tam bu sırada Rönesans ve ardından gelen reformlarla batı, statükocu zihniyetten bilimsel zihniyete geçerken İslâm âleminde bunun tersi bir çizgiye girilmiştir. Bir taraftan siyasi sistem demokrasiden despotizme, krallığa; Hz. Ömer'in, "Yanılırsam ne yaparsınız?" sorusuna, "Seni kılıçlarımızla düzeltiriz" diyebilen bir özgürlükçü sistemden, hükümdarları yeryüzünde Allah'ın gölgesi kabul eden teslimiyetçi bir tebaa yaratılmıştır. Özgürlüğün olmadığı yerlerde bilimsel gelişme olmaz.

İslâm âleminin geri kalmışlığını tek bir sebebe dayandırmak doğru değildir. Ama temel sebebin, özden ayrılıp kabukla uğraşmak olduğunu düşünüyorum. Artık İslâm âlemi kabuk değiştirmektedir. İnancımızı sağlam tutar da öz toplumsal değerlerimizi koruyarak Kur'ân'ın gösterdiği akılcı istikamette yürürsek, muasır medeniyet seviyesini tez zamanda yakalayabiliriz.

DİĞER YENİ YAZILAR