"Gelin birlik olalım, bu dünya hepimize yeter"

Okurum Mustafa Başoğlu'nun, cennetin Allah'ın lütfü olduğu, hangi din veya ırka mensubu olursa olsun Allah'a ve ahirete inanıp güzel ahlak sahibi olan herkesin cennetlik olabileceği yolundaki itirazlarına cevabımdır: Biz, Kuran ne diyorsa ancak onu söyleyebiliriz

Haberin Devamı

Okurum Mustafa Başoğlu'nun, cennetin Allah'ın lütfü olduğu, hangi din veya ırka mensubu olursa olsun Allah'a ve ahirete inanıp güzel ahlak sahibi olan herkesin cennetlik olabileceği yolundaki itirazlarına cevabımdır: Biz, Kuran ne diyorsa ancak onu söyleyebiliriz. Kuran, kendinden önceki ilahi din mensuplarının, tevhit çizgisi içinde kalanlarını, Allah'a, ahirete inanıp güzel ahlak sahibi olanlarını cennetle müjdeliyor ve şayet onlar, kitaplarının hükümlerine uyarlarsa cennete gideceklerini vurguluyor. Ayrıca o zaman ellerinde bulunan kitabı doğruluyor. Biz ise bunun bozulduğunu söylüyoruz. Niye bozulmuş? Bu kitap bir tane miydi, dünyanın çeşitli yerlerine dağılmış bir kitap nasıl birkaç kişi tarafından bozulur? Hangi din mensubu bunu yapabilir? Bozulan kutsal kitabın kendisi değil, yorumudur. Aynı bozulma bizim Kuran'ın yorumlarında da bol miktarda yapılmıştır. Tefsirlere bakarsanız saçmalıklarla, uydurmalarla dolu olduğunu görürsünüz.

İlahi dinlerin özü birdir
Ben, birilerinin hoşuna gitsin diye bir şey yazmam. İnandığımı yazarım. Siz bütün dünyayı tek dinde birleştiremezsiniz. Çünkü bunu Allah istememiştir. "Allah dileseydi, insanları tek inançta birleştirirdi" (Şûra: 8, Hûd: 118, Maide: 48). Ama bu, zorlama olur. Allah serbest bıraktığı için insanlar çeşitli inançlara bağlanmışlardır. Önemli olan şekilde ayrılık değil, özde birliktir. İlahi dinlerin özü birdir. Biz bunu anlatmaya çalışıyoruz. İlahi dinlerdeki ortak noktaları bularak insanları dost yapmak istiyoruz. Hz. Peygamber de bunu yapmak istediği için Habeşistan Kralı Necaşi öldüğünde gıyabında ona cenaze namazı kıldırmıştır. Oysa Necaşi, ömrünün sonuna dek Hristiyandı ve kilisenin de başıydı.

Bakara 62 ve Maide 69'uncu ayetin tefsirinde şöyle diyor: "Asıl bir olunca, yolun ayrılığı güzel kabul görmeye engel olmaz. Her kim yüce Allah'ın ayetlerini doğrular, O'nun kendi zaü ve sıfatları hakkında söylediklerine inanırsa, şeriatın farklı olması, isim ayrılığı, rızayı kazanmaya zarar vermez. Bundan dolayı (Allah taâlâ), 'İman edenler, Yahudi olanlar...' dedi. Sonra da, 'Bunlardan her kim inanırsa...' dedi. Yani marifet(gerçek bilgi)lerde ittifak ederlerse, hepsine de güzel gelecek ve bol sevap vardır. Mümin, Hakk'ın güvencesinde olandır. Kim yüce Hakk'ın güvencesinde bulunursa, elbette onlara korku olmaz ve onlar üzülmezler."

İnsanlar dost olmalıdır
Gazali'nin, Feysalu't-Tefrika'da belirttiğine göre Hz. Muhammed'e inanmayanlar üç sınıfa ayrılır:1- Hz. Muhammed'den önceki Fetret dönemi insanları, onun davetinden sorumlu değillerdir. 2- Hz. Muhammed'e yetişip onu gören, davetini dinleyip kanıtlarını anladığı halde inadından ötürü kabul etmeyenler sorumludur. 3- Hz. Muhammed'i görmeyen, onun mesajını okuyup anlamayan, sadece onun aleyhinde söylenen yalanlan duyup bununla şartlanmış olan kimselerdir. Bunların, sadece Peygamber'in ismini düşmüş olmaları kendilerini sorumlu kılmaz. Çünkü bunlar Peygamberi duymuş olsalar bile kendilerini onun mesajına çekecek üslup ve kanıtlarla değil, onun mesajından ürkütecek biçimde duymuşlardır.

Gazali bu sınıf hakkında şöyle diyor: "Bana göre bunlar, birinci gruptan sayılırlar. Hatta bunlar, onlardan daha da mazurdurlar. Çünkü birinci grup Hz. Muhammed'in ismini hiç duymamışlarsa da onun niteliklerini ters gösteren, sıfatlarını değiştiren olumsuz sözler de duymamış ve böyle sözlerle şartlanmamışlardır. Bunlar ise onun güzel niteliklerini hiç duymamış, hep niteliklerini değiştiren iftiralar duymuşlardır. Bu tür duyum, onların araştırma arzusunu depreştirmez."

Din bir kültürdür. İnsanlar kolay kolay kültürlerini, kimliklerini bırakamazlar. Kuran'ın dediği gibi her din mensubu birbirine düşmanlık yerine Allah'ın birliği ve ahiret sorumluluğu inancında birleşip dost olmalıdır. Kültürlerin ve dillerin ayrılığı aslında zenginliktir. İnsanlar karşılıklı olarak birbirlerinin inançlarına saygı gösterirlerse kavga kalkar, dostluk olur. Yunus'un deyişiyle: "Gelin birlik olalım, bu dünya hepimize yeter."

DİĞER YENİ YAZILAR