Emredilen şeyin yerine getirilmesi üç türlüdür: Eda, kaza, iade. Namazı vaktinde kılmak eda, vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak kaza, aynı namazı vakti içinde veya vaktinden sonra herhangi bir halden ötürü yinelemek de iadedir.
Hz. Peygamber (SAV): "Bir namazı unutan, hatırladığı zaman onu kaza etsin. O namazın başka kefareti yoktur." buyurmuştur.
Ebû Katâde'nin rivayetine göre de Peygamber (SAV), uyku dolayısıyla namaz kılamadıklarını söyleyenlere: "Uykuda kusur yoktur, kusur uyanıklık halinde olur. Biriniz namazı unutur, ya da uyku sebebiyle kılamazsa, hatırladığı zaman o namazı kılsın!" demiştir. Başka bir rivayette de bir seferden dönerken sabah namazına uyanamayan Allah elçisi ve arkadaşları, güneş doğup yükseldikten sonra Bilâl'in ezan okumasıyla iki rekat sünnetin ardından kamet getirerek sabah namazını kılmışlardır. Sonra arkadaşlan: "Yâ Resûlallah, bu namazı yarın vaktinde iade etmeyelim mi?" diye sormuş, Peygamber, "Rabbiniz sizi ribâdan ederken kendisi sizden ribâ mı alacak? buyurmuştur." Hendek Savaşı'nda da 2 veya 4 namazı kılamayan Allah Elçisi, geceleyin bu namazları hep birlikte sırasıyla kıldırmıştır.
Unutularak veya herhangi bir nedenle vaktinde kılınmayan namazlar, hemen kaza edileceği ve üzerinde kılamadığı namazlar olduğu halde ölen kimsenin yerine, namazları kaza edilemez ve bunlar için kefaret (fidye) verilemez. "O namazların, bundan başka keffâreti yoktur" cümlesi bunu gösterir.
Peygamber'in kaza edilmesini emrettiği namazlar, unutmak veya uyku gibi nedenlerle kılınamayan namazlardır. Bunların kazası lâzım gelir. Fakat bile bile namaz kılmayan kimsenin bu namazlarını kaza etmesi gerekip gerekmeyeceği konusunda bir görüş ayrılığı mevcut. Hadîslerden sadece bir özür dolayısıyla kılınamayan namazların kazasının gerekeceği, mazaretsiz kılınmayan namazların, günâh olan namazı terk etmekten dolayı Allah'a tevbe ile af ve mağfiret dilemek gerektiği anlaşılır. Şevkânî de Neylu'l-Evtârında: "Uzun araştırmasına rağmen kasten kılınmayan namazların kazasının gerektiği hakkında geçerli bir delil bulamadığını" belirtmektedir.
40-50 yaşından sonra Müslüman olanlar, daha önceki dönemlerde yerine getirmediği ibâdetleri yapmakla yükümlü değiller. İslama adım atmaları daha önceki günahlarını siler. Uzun süre namaz kılmayıp daha sonra namaza başlayan da, ömrünün ileri bir döneminde Müslüman olan kimsenin durumuna benzer. O kimsenin, geçen dönemlerindeki namazlarını kaza etmesi, büyük bir zorluktur. Zaten onların, tövbe ve istiğfardan başka kefareti de yoktur. Nasıl yıllarca yıkanmayan insanın, daha sonra yıkanmayı âdet edinmesiyle eski yıkanmamalarını kaza etmesi mümkün değilse, uzun yıllar kasten yapılmayan ibâdetlerin de kazası mümkün değildir. Kaza diye yapılan, aslında bir ruh temizlemesidir. Eski hatâ ve kusurlara tövbe edip bundan sonra ibâdetine devam etmelidir.
Geçmişte kılınmamış namazların kefareti olmaz
Emredilen şeyin yerine getirilmesi üç türlüdür: Eda, kaza, iade. Namazı vaktinde kılmak eda, vaktinde kılınmayan namazı sonradan kılmak kaza, aynı namazı vakti içinde veya vaktinden sonra herhangi bir halden ötürü yinelemek de iadedir
Haberin Devamı

