Farz namazlar 17 rekâttır

Farz olan namazlar sadece 17 rekâttır. Ama farz namazlara sünnetler eklenerek 40'a çıkarılmıştır. Aslında bu hesaplamalar kesin değildir. Çünkü Hz. Peygamber, sünnetleri muntazam kılmamış, kimini çoğu kez, kimini çok nadir kılmıştır

Haberin Devamı

Soru: Germeyanlı Yakup Bey'in Miftahül-cennet adlı eserinde beş vakit namazın rekâtları şöyle sıralanmış: Sabah 2, öğle 4, ikindi 4, yatsı 4 ve akşam 3 rekât. Yani toplam 17 rekât. Durum böyleyken rekâtların 40'a çıkarılmasına neden lüzum görülmüş? (Hüseyin Yıldız)

Cevap: Doğrudur. Farz olan namazlar sadece 17 rekâttır. Ama farz namazlara sünnetler eklenerek 40'a çıkarılmıştır. Aslında bu hesaplamalar kesin değildir. Çünkü Hz. Peygamber, sünnetleri muntazam kılmamış, kimini çoğu kez, kimini çok nadir kılmıştır.

Çoğu kez kıldıklarını da genellikle 2'şer rekât olarak kılmıştır. Fakat zamanla dine eklemeler yapıldığı bilinen bir gerçektir. Sünnetleri kılma zorunluluğu yoktur. Sadece farzlar kılınmakla Allah'a karşı görev yerine getirilmiş olur. "Sünnet kılmayan kimse, Peygamber'in şefaatinden mahrum kalır" diye bir söz dolaşır ortalıkta. Bu doğru değildir. Allah, emirlerini yerine getiren insandan memnun ve razı olur.

Allah'ın razı olduğu kimsenin, zaten bilinen anlamda şefaate ihtiyacı olmaz. Çünkü şefaat tamamen Allah'a aittir (ayet). Farzları kılan kimse, Peygamber'e inanmasa, onu küçümsese farzı kılar mı? Namaz kılar mı? Peygamber'i önemsemeyen insan, onun peygamberliğini de kabul etmez ve zaten namaz da kılmaz. Namaz kılan insan, Peygamber'i kabul ediyor ve onun tebliğlerini uyguluyor. Öyle bir insan neden Peygamber'in şefaatinden mahrum kalsın?

Hem kim söylemiş sünneti kılmayan, Peygamber'in şefaatinden mahrum kalır diye? Allah mı söyledi? Hayır. Peygamber mi, "Sünnet namazları kılmayıp sadece farzı kılan benim şefaatimden mahrum kalır" dedi? Hayır, vallahi hayır. Öyle ise bu sözün ne değeri var? İnsanların kendi zanlan din olur mu?

Zekât, dini bir vergidir
Soru: Maaşımızdan kesilen gelir vergisi, zekât yerine geçer mi? (Ayşegül Ergün)

Cevap: Zekât, dini bir vergidir. Eğer devlet, sizden kestiği vergiyi zekât yerine kesiyorsa, evet maaştan kesilen vergi zekât yerine geçebilir. Ama devlet öyle bir şey düşünmeden vergi kesiyor. Zaten laik devlet, işlerine dini karıştırmaz. O halde dinsel vergi olan zekâtı, maaştan kesilen vergi olarak düşünmek, kanımca doğru olmaz. Bu vergilerden sonra elinizde tüm ihtiyaçlarınızdan evinizden yahut ev almak için gerekli paradan ayrı olarak 14,25 altın değerinde fazla paranız olur, bunun üzerinden de bir yıl geçerse onun 40'ta birini zekât olarak verirsiniz. Mal varlığınızı paylaştırmış olursunuz. Böylece gönlünüz daha rahat eder.



Bir rica: VATAN Gazetesi'ndeki yazılarınızı bir kitap haline getirirseniz, bilgilenmemiz için elimizde bir başvuru kaynağı bulunmasına vesile olursunuz. Bu bizler için hazine kadar değerli olacaktır. (Akın Ülkebay / Konya)

DİĞER YENİ YAZILAR