Fantezi çok para yok!

Haberin Devamı

SORU: Bazı siyasi partilerin yeni yaptırdıkları genel merkez binaları o kadar lüks ki, insan şaşırıyor. Halk yoksulluk çekerken o ihtişamlı yerlerde oturanların ülkeyi idare etmeleri sizce normal mi? (Muammer Baturay)

CEVAP: Büyük partiler öyle lüks genel merkez binaları yapıyorlar ki, barınacak evi olmayan milyonlarca kişinin bunları izlerken neler düşündüğünü tahmin edebiliyorum. Bizans’ın, Kisra’nın tahtını sarsan Hz. Ömer’in üzerinde 17 yamalı bir abayla dolaştığı anlatılır. İsraf ve lüks tutkusu, özellikle yöneticileri sarmış. Üç büyük parti genel merkezinin açılışını televizyonlardan hep birlikte izledik. Sosyal dayanışmadan, halkçılıktan söz edenler, nasıl bir gösteriş içinde olduklarını sergilemekten geri durmuyorlar. Lafla halkçılık olmaz.

Bursalı İsmail Hakkı’ya ait bir menkıbeyi anmadan geçemeyeceğim: İsmail Hakkı’yı köyüne davet eden bir ağa, konuğunu getirmek üzere Ermeni hizmetçisini atıyla Bursa’ya gönderir. Köy, Bursa’ya iki saat mesafededir. İsmail Hakkı Hazretleri ata biner, bir saat gittikten sonra iner. Hizmetçiye, “Haydi şimdi sıra sende” der. Hizmetçi, eğer binerse ağasının kendisine kızacağını söylerse de Hazret’in ısrarı üzerine biner. Bu şekilde köye girerler. Ağa hizmetçiye çok kızar ama Efendi Hazretleri engel olur: “İslâm adaleti bunu gerektirir. Ben bir saat bindim. Sıra ona geldi ama onun nöbeti köye kadar sürdü. Senin bu zavallıya kızmaya hakkın yok. Çünkü o, benim ısrarım üzerine bindi.” Bu kez ağa hizmetçiye döner: “Bak oğul, İslâm ne kadar güzel bir din. Efendi ile hizmetçiyi eşit sayıyor. Haydi Müslüman olsana.” Hizmetçi yanıt verir: “Vallahi ağam, Müslüman olsam Efendi Hazretleri gibi olamam. Senin gibi Müslümanı da ne yapayım?” İşte kıssadan hisse.

1978’de Cezayir’de 12’nci İslâm Düşüncesi Konferansı’na katılmıştım. Akşam yemeği için gittiğimiz bir kasabanın girişinde halk ve izci kıyafetindeki öğrenciler asker gibi yolun iki yanına dizilmiş, sağ ellerini kaldırarak bizi selamlıyorlardı. Bindiğim otomobilin ön tarafında Fransız profesör Acron oturuyordu. Bu durumu görünce Türkçe olarak, “Fantezi çok, para yok” dedi. “Siz Türkçe biliyor musunuz?” dedim. “Hayır canım, bu sözü Cezayirliler, Türkler için söylerler. Biz onlardan öğrendik” diye yanıt verdi. Bu söz bizim siyasi yapımızı ne güzel anlatıyor değil mi? “Partilerde fantezi çok, halkta para yok!”

DİĞER YENİ YAZILAR