Enflasyonun geleceği ve reel faizlerin yönü

Çarşamba günü Merkez Bankası 'ndan faiz indirimi beklemediğimi, eğer indirim olursa bunun para politikasında önemli bir değişiklik anlamına geleceğini yazmıştım

Haberin Devamı

Çarşamba günü Merkez Bankası 'ndan faiz indirimi beklemediğimi, eğer indirim olursa bunun para politikasında önemli bir değişiklik anlamına geleceğini yazmıştım. Merkez Bankası faizleri indirerek beklentimi boşa çıkardı. Ancak çok sınırlı bir indirim yaptı; sadece, 25 puan. Faiz indiriminden söz ederken zımnen en az 0,5 puanlık bir indirimi kastediyordum. Bu temkinli indirim nasıl yorumlanabilir?

Faizlerin yüzde 14'ün üzerinde olduğu bir ekonomide 0.25 puanlık indirim ancak yüzde 1,7'lik değişim ediyor. Bu boyuttaki bir değişimle beklenen reel faizi hissedilir şekilde etkilemek olanaklı değil. Bu bakımdan indirimin para politikasında önemli değişiklik anlamına geldiği söylenemez.. Değerli TL'ye devam diyebiliriz.

Merkez Bankası'nın davranışının nedenini "beklentilerin yönetimi" alanında aramak daha doğru olur. Bana kalırsa indirim uygun görülmüyordu. Ancak bu davranışın piyasalar tarafından olumsuz sinyal gibi algılanma ihtimali ciddiye alınmış olmalı. Uzun süredir Merkez Bankası düşen enflasyona ve düşen risk primine paralel olarak faizleri düzenli olarak indiriyordu. Bu kez indirim yapmamak beklentilerde yersiz bir bozulmaya neden olabilirdi. MB'nin ekonominin temel gidişatında sorun olmadığının altını çizmek istediğini tahmin ediyorum.

Enflasyonda kritik eşik
Önümüzdeki sonbahar enflasyonla mücadelede kritik bir eşik oluşturacak. 2006 hedefi yüzde 5. Bu iddialı hedef kronik enflasyonun sonunun başlangıcı olarak kabul edilebilir. Başarı bir dizi politikanın sürdürülmesiyle mümkün. Birincisi emeklilik ve vergi reformu. Çünkü mali disipline uzun vadeli güvence getirecekler. Niyet mektubuna göre her iki reform da sonbaharda tamamlanmak zorunda.

İkincisi gelirler politikası. Hükümet halen enflasyonun üzerinde zam yapmamakta kararlı. 2006 bütçesi yapılırken de aynı kararlılıı gösterecek mi? Üçüncüsü bütçe açığı. Son rakamlar gerçekten etkileyici. Faiz dışı fazlada hedefin yüzde 60'ı ilk beş ayda gerçekleşti. Enflasyondan arındırılmış bütçe açığı sıfıra gidiyor. 2006'da da bu eğilimin devam edeceğinin bilinmesi gerekiyor.

Reel faizde düşüş
Reformlar gerçekleşir, 2006 bütçesi sıkı bağlanır, bir de üzerine, tüm belirsizliklere rağmen, AB ile müzakerelerin start alması eklenirse, sonbaharda Merkez Bankası'nın reel faizde esaslı bir düşüş sağlayacak kadar faiz indirimine gitmesi gerekecek. Uzun süredir yüzde 9 civarında seyreden reel faizin 0,25 puanlık indirimle düşecek hali yok. Yukarıda anılan gelişmeler ve yüzde 5'lik enflasyon hedefi çerçevesinde reel faizin yüzde 5-6'ya doğru düşürülmesi amaçlanmalıdır. Aksi takdirde ekonomi aşırı sıcak paranın altında kalarak sapıtabilir.

Dış ve iç şoklara bağlı olarak enflasyon dinamiğinde beklenmedik bir gelişme olmazsa MB'nin ekim-kasıma kadar 0.25 puanlık indirimlerle idare edeceğini tahmin ediyorum. Ama tablo netleştiğinde, gecelik faizleri kısa sürede 2 puan kadar indirmesi gerekecek. Talebin yüzde 5-6 düzeyindeki reel faize göstereceği tepki, kapasite yatırımlarının seyri, büyüme, cari açık ve tüm bu değişkenlerin enflasyona etkisi ayrı bir tartışma konusu.

DİĞER YENİ YAZILAR