Dünkü yazımda okurum Ersin Gündüz'ün, Peygamberimizin kendi başına kıldığı namazlara ilgili sorusunun bir bölümünü cevaplamıştım. Bugün aynı konuya devam ediyorum.
Hz. Peygamber, bazen farzın dışında namaz kılmamış, hatta bazı önemli işleri olduğu zaman iki namazı birlikte (cemederek) kılmıştır. Ebû'ş-Şa'sâ'Câbir, Abdullah ibn Abbâs'ın şöyle dediğini rivayet ermiştir: "Allah'ın Elçisi ile birlikte sekiz rekât cem'an ve yedi rekât cem'an kıldım." Câbir'den bu rivayeti alan Amr, kendisine sormuş: "Ey Ebû'ş-Şa'sâ', sanıyorum ki Peygamber öğleyi ertelemiş ikindiyi öne çekmiş, yatsıyı öne çekmiş, akşamı ertelemiş." Câbir de, "Ben de öyle sanıyorum" demiş.
Peygamber (s.a.v), Hendek Savaşı'nda öğle, ikindi, akşam ve yatsıyı, yatsı vakti içinde birlikte kıldırmıştır.
Hz. Peygamber'in, toplu namazlardan önce veya sonra (bunlara bağlı olarak) kıldığı namazlara revâtib sünnetleri, farz namazlara bağlı olmadan çeşitli zamanlarda kıldığı namazlara da reğâib sünnetleri denilir. Bunlar, Kuşluk, İstiska, istihare gibi namazlardır. İstiska yağmur talebi için kılınan namazdır. İstihare de yapılacak bir işin nasıl bir sonuç vereceğinin kalbe ilham edilmesini dilemek üzere kılınan namazdır.
Ramazan ayına özgü olarak, yatsı namazının ardından kılınan özel bir sünnet namaz vardır ki buna Terâvîh Namazı denilir. Peygamberimizin kendiliğinden kıldığı bu namazları onu gören sahâbîleri anlatmışlardır.
Demek ki Peygamber bu namazlan hep evinde değil, mescidinde de kılıyordu ki görenler anlatmışlardır.
Zaten Hz. Peygamber'in mescide gelir gelmez namaz kıldığı bilinmektedir ki buna Tehiyyetu'l-mescid (Mescidi Selâmlama) denilir. İşte Peygamberimizin, farzdan önce kıldığı sünnet namaz, bu namazdır. Bunun en azı iki rekâttır, dört de olabilir, daha fazla da. Peygamberimizin kıldığı nafile en az iki rekât olurdu. Bu sayı, zaman zaman katlanabilirdi.
Kur'an'ın hükümleri
Soru: Emevîler'in İslâm'da olmayan birçok emir ve yasaklan dine soktukları doğru mu? Osmanlılar ve sonra bizler Emevîlerin bozduğu şekilde mi İslâm'ı uyguluyoruz?
Cevap: Emevîler'in, dine birçok katmalar yaptığı muhakkaktır. Ama bunların ne olduğunu tespit etmek, uzun bir çalışmanın sonucu olabilir. Asıl din, Kur'ân'ın hükümleri, emir ve yasaklandır. Kur'ân'in emirlerine ters olmayan hadislerle sabit olan uygulamalar da sünnettir. Ama sünnet, Kur'an'ın geniş yolunu daraltıcı mahiyette ise onun üzerinde düşünmek gerekir. Muâviye'nin Basra Valisi yaptığı Muğîre'ye, Alî evlâdı aleyhinde hadisler uydurup yaymasını söylediği, Muğîre'nin de bunu yaptığı, kaynaklarda mevcuttur. İşte Emevî zamanında başlatılan resmi hadis yazım faaliyetiyle Kur'ân'a ters birçok düşünce ve uygulama maalesef İslâm'a sokulmuştur.
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
Emevîler İslâm dinini bozdu mu?
Dünkü yazımda okurum Ersin Gündüz'ün, Peygamberimizin kendi başına kıldığı namazlara ilgili sorusunun bir bölümünü cevaplamıştım. Bugün aynı konuya devam ediyorum
Haberin Devamı

