Ekmeğe saygı-2

Atalarımız nimete son derece saygılıydılar. O kadar ki ekmeğe saygıyı, Mushafa saygıyla kıyaslamış, ekmek saygısını bir derece üstün tutmuştur

Haberin Devamı

Malın korunması dinin prensibidir
Atalarımız nimete son derece saygılıydılar. O kadar ki ekmeğe saygıyı, Mushafa saygıyla kıyaslamış, ekmek saygısını bir derece üstün tutmuştur. Çünkü yaşayabilmek için ekmek (daha geniş anlamıyla gıda) gerekir. Ekmek, gıda olmayınca insan hasta olur, hayatı tehlikeye girer.

Peygamberimizin belirttiği üzere artık ne namaz kılmaya, ne de Kuran okumaya takat kalır. Bundan dolayı farz-ı muhal olarak (imkânsızı varsayma türünden) böyle bir zorunluluk karşısında ekmeği alabilmek için başka çare yoksa yüce kitabın yükseltmesinden yararlanıp ekmek alınabilir. Benzetmedeki amaç budur. Yoksa durup dururken Mushafa basılması, elbette hiçbir Müslüman'ın hatırından geçmez.

Aslında Mushafa saygı da onun insanlar tarafından üretilen kağıdına, mürekkebine saygıyla değil, emirlerini tutmakla olur. Mushaf ise ekmeğin israf edilmemesini, yaşamın direği kılınan malın, nimetlerin korunmasını emretmektedir. Canın korunması yanında malın korunması da dinin temel prensiplerindendir. Nisa Suresi'nin 5'inci ayetinde hayatın kıvamı (direği, temeli) olan malın, sefihlere yani iyiyi kötüyü ayırdetme yeteneğinden yoksun bulunan kıt akıllı, zayıf görüşlü kimselerin tasarrufuna verilmemesi emrediliyor.

İsraf haramdır. Kuran, savurganları şeytanların kardeşi saymaktadır (İsrâ: 27). Hz. Peygamber, bir ırmağın kenarında dahi abdest alınsa, suyu gereğinden fazla kullanmanın israf olacağını belirtmiştir. Şad ibn Ebi Vakkas'ın abdest alırken suyu fazla harcadığını görünce, "Bu ne israftır Şad?" demiş. Şad, "Abdestte de israf olur mu?" diye sormuş. Peygamber, "Evet, bir ırmağın kenarında dahi olsan (suyu fazla harcamak) israf olur" buyurmuştur. Peygamberimiz bu sözüyle savurganlıktan kaçınmanın alışkanlık haline getirilmesini öğütlemektedir.

Çöpe attığımız nimetlerden ötürü sorumlu olacağımızı unutmamız gerekir. Tekâsür Suresi'nin 8'inci ayetinde, "Siz, kıyamet gününde naimden sorulacaksınız" buyurulmaktadır. Naim, lezzet alınan her türlü nimeti kapsar. Hayat, sağlık, afiyet, yenilen bir parça ekmek ve içilen bir yudum tatlı su dahi nimettir. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur: "Kıyamet günü, şu dört şeyden mutlaka sorulmadıkça kul bırakılmaz: Ömrünü ne işte geçirdiği, malını nereden kazandığı, nereye harcadığı ve ne iş yaptığı sorulur."

Yarın: İşte İslâm adaleti budur.

DİĞER YENİ YAZILAR