Edep ve tevazu(3) Ne varlığa sevin ne yokluğa üzül

Ebu Osman, "Mahabbet doğru olursa, seveni daha fazla edebe (saygıya) sarılmaya yöneltir" demiş

Haberin Devamı

Ebu Osman, "Mahabbet doğru olursa, seveni daha fazla edebe (saygıya) sarılmaya yöneltir" demiş. İbn Kayyim el-Cevziyye, "Peygamberlerin ahvâlini, Allah'a yalvarmalarını, niyaz ve dualarını düşün. Nasıl hep edeple dolu olduklarını görürsün" dedikten sonra Hz. İsa'nın -Maide Suresi'nde anlatılan- yüce Allah'ın sorularına verdiği yanıtlan örnek gösterir.

Mutasavvıfların büyük fikir önderlerinden Ebû Abdi'r-Rahmân es-Sülemî, sûfiyye edebinin şartlarını ve gereklerini, "Cevâmiu Adâ-bi's-Sûfiyye" adlı eserinde izah etmiştir. Orada kulun Allah'a, Elçisi'ne ve insanlara, yaratıklara karşı üç çeşit adabını, yerine göre ayetler, hadisler yahut menkıbeler ve büyüklerin sözleriyle anlatmaya çalışmıştır. Ayrıca Sülemî, "Sülûkü'l-'ârifîn" adlı eserinde de sûfiyye adabını özetlemektedir ki biz vaktiyle tercümesiyle birlikte yayınladığımız bu eserden bazı pırıltılı sözler aktarmak istiyoruz.

Şunlar fakirliğin (Allah'tan başka her hiçbir şeyin varlığını gönlünde taşımayan tasavvuf erbabının) gereklerindendir: Fakir (mutasavvıf), zenginin zenginliğinin elden çıkmasından korktuğundan daha çok fakirliğinin elden gitmesinden korkmalı, fakirliğinin üzerine titremeli, halini gizlemeli, fakirliğini belli edecek biçimde zenginlere aykırı davranmamalı, halkla iyi geçinmeli, kimseyi sıkıntıya sokmamalı, dışı halk ile içi Allah ile olmalıdır. Ne varlığa sevinmeli, ne yokluğa üzülmelidir.

İşte vakitlerin en iyisi
Yunus da öyle demiş ya:

"Ne varlığa sevinürem,
Ne yokluğa yerinürem,
Aşkın ile övünürem,
Bana seni gerek seni."

Fakir, kendisini diğer insanlardan ayıracak elbise giymez, zahiren çalışıp kazanır, içten tevekkül eder. Bilgiyle konuşur, vakar ve hilmle susar, yiyecekte başkasını kendisine tercih eder, ibretle bakar. Kendi eksikliğini görerek halkı kendisinden üstün bilir, yabancılara dahi güzel ahlâkla muamele eder.

Her zaman rızıklarını başkalarına dağıtır, yoksulları aşağılamaz, zenginleri küçümsemez, fakat rızık yüzünden de onlara boyun eğmez, alanın da verenin de Allah olduğunu bilir. Rabbinden sağlık ister, kimseyi kötülemez, kin tutmaz, sözünde durur, akdini bozmaz, Allah'tan başka bir şeye dayanmaz.

En değerli şey vaktidir. Onu ancak en değerli şeyle meşgul eder ki bu da sürekli olarak Allah'ın emirlerine uymak, rızasını istemektir. Vakitlerin en iyisi, arkadaşlarına hizmet ettiği vakittir. Geçimde arkadaşlarını nefsine tercih eder, onların eziyetini çeker, daima edebe sarılır ki kendisiyle oturan da kendisinden edep öğrensin. Arkadaştan hata etse onlar için Allah'tan af diler, fakirlere kibredene kibreder, onlara saygı gösterene saygı gösterir. Kendisini ilgilendirmeyen şeyleri bırakıp kendisini ilgilendirenle meşgul olur.

DİĞER YENİ YAZILAR