Edep ve tevazu(2) Hoşgörü ve sevgi nedir bilmeyenler

Dinin potasında olgunlaşmış insanların edep anlayışını kısaca gözden geçirelim de bakalım olgunlaşmış insan nasıl olur?

Haberin Devamı

Dinin potasında olgunlaşmış insanların edep anlayışını kısaca gözden geçirelim de bakalım olgunlaşmış insan nasıl olur? Bu kaba kişiler koca Mevlânâ'ya bile saygısızca dil uzatmaktan çekinmezler. Çünkü onun aşılamak istediği hoşgörüden, sevgiden yoksundurlar. Onun olgunluk düzeyine çıkmaları mümkün değildir. Tekelcidirler, bencildirler, kıskançtırlar, insanları cehenneme doldurmaktan büyük keyif alırlar.

Erbabı kemali çekemez nakıs olanlar
Rencide olur dîde-i haffâş ziyadan

Yani, eksik insanlar olgunları çekemezler. Çünkü yarasa, güneş ışığından rahatsız olur.

Edep, güzel ahlakı kullanmak, saygılı olmaktır. Tevazu ise alçak gönüllülüktür. Diğer bir deyimle edep, insan doğasında bulunan potansiyel olgunluğu eyleme dönüştürmektir. Yüce Allah insanı, her olgunluğu alacak yetenekte yaratmıştır. Bu yetenek insanda, ateşin kibritte, çakmakta güç olarak bulunması gibi vardır.

Şems Suresi'nin 7-10'uncu ayetlerinde, "Nefse ve onu tesviye edene, ona fücurunu ve takvasını (bozukluğunu ve korunmasını) ilham edene andolsun ki (Allah'tan başkasına tapmayarak) nefsini yücelten iflah olmuş, (yaratıklara taparak) onu alçaltan da ziyana uğramıştır" buyurulmuştur. Allah, nefsi yaratmayı, itidal ve tamlık ifade eden tesviye (düzeltme, düzenleme) ile anlatmıştır.

İyi huyların birikimi
Sonra nefse fücur ve takvasını ilham ettiğini, yani nefsi bunlan kabule yetenekli yarattığını bildirmiştir. Demek ki fücur (kötülük) ve takva (kötülükten korunma, iyilik), insanın hamuruna katılmış birer mayadır.

Edep, içtimâ' (toplanma) anlamı bildirir. Edep, insanda iyi huyların birikimidir. Me'dube, insanların çevresine toplandıkları yemeğe denilir. Edîb, kendisinde hayır huylarının toplandığı, dili ve ahlâk kurallarını iyi kullanan kimsedir.

Mutasavvıflara göre edep, her ahlâkın başı, gerek kulla Allah, gerek kulla kullar arasındaki her işlemin şartıdır.

İbn Ata, "Edep, güzel şeylerde durmak (onları yapmak)tır" demiş. Bunun ne anlama geldiği sorusunu da, "Gizlide ve görünürde Allah'a karşı edepli (saygılı) davranmaktır" şeklinde yanıtlamıştır.

Ebû Alî: "Edepsizlik, kovulmayı gerektirir. Halı üzerinde edebi terk eden, hayvan ahırına gönderilir."

Abdullah ibn Mübarek: "Biz çok bilgiden ziyade az edebe muhtacız."

Ebû Hafs Bağdat'a geldiğinde Çüneyd ona, "Ashabını, sultanların edebiyle yetiştirmişsin" demiş. Ebû Hafs cevap vermiş: "Görünürde güzel edep, içteki güzel edebin adresidir."

Abdullah ibn Mübarek ise, "İnsanlar edep üzerinde çok şey söylediler. Biz diyoruz ki edep, nefsin kabalıklarını bilmek ve o kabalıklardan, küstahlıklardan kaçınmaktır" demiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR