Dr. Ataman'a cevabımdır!

Sayın Dr. Necdet Ataman'ın bana gönderdiği nazik mektubu dün bu köşede açıklamıştım. Nezaketlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederim

Haberin Devamı

Sayın Dr. Necdet Ataman'ın bana gönderdiği nazik mektubu dün bu köşede açıklamıştım. Nezaketlerinden dolayı kendilerine teşekkür ederim. Dr. Ataman bir yazımdaki, "peygamberlerin de ayak sürçmesi olabilir ama onlan vahiy düzeltir" cümlesine takılmakta ve bu ifadenin yanlış anlaşılabileceğini çünkü Allah'ın, peygamberlerin hep hayırlı insanlar olduklarını vurguladığını, özellikle Peygamberimiz hakkında daha itinalı konuşmak gerektiğini belirtmektedir.

Ben yanlış bir şey söylediğimi kabul etmiyorum. Peygamberlerin hayırlı insanlar olması, hatasız olmalarını gerektirmez. Peygamberler de insandır. Kasıtsız olarak bazı yanılgılara düşebilirler. İslâm literatüründe bu kasıtsız hatalara zelle denilir. Zelle, ayağın kayması demektir ki Türkçede buna ayak sürçmesi deriz.

Hz. Adem'in, cennetteyken yasak meyveden yemesi hata değil mi? Kur'ân, şeytanın Adem ile eşinin ayağını kaydırdığını belirtiyor: "Şeytan onların ikisinin de ayağını kaydırdı da içinde bulunduktan cennetten çıkardı."

Hz. Musa'nın henüz peygamber olmadan önce kendi kavminden yana olup vurduğu bir yumrukla Mısırlıyı öldürmesi hata değil mi?

Hz. Yunus'un, kavmini davetten usanıp kaçması, bu yüzden denize atılıp balığın karnında kalmış olması bir hatasının sonucu değil mi? Kur'ân, "Şayet Yunus, tesbîh edenlerden olmasaydı, (insanların) yeniden diriltilecekleri güne kadar balığın karnında kalırdı. (Ama balığın karnında bizi andı, tesbîh etti, biz de) Onu hasta bir halde ağaçsız, çıplak bir yere attık" buyurmaktadır (Sâffât: 143-145).

Bazı kasıtsız yanılgılar
Tabii bazı peygamberlerden bu tür hataların çıkması, bütün peygamberlerin mutlaka hata yapıyor olmalarını gerektirmez.

Yazımda hiç peygamberimizden söz etmedim. Ama Kur'ân, onun dahi bazı kasıtsız yanılgılarına işaret etmekte fakat Allah'ın onu bağışladığını vurgulamaktadır.

Mesela, "Allah seni affetsin, kimin yalana, kimin doğru olduğu belli olmadan niçin senden izin isteyenlere hemen izin verdin?" ayetinde Hz. Peygamberin özrü olmayanların, yalandan özür belirtmelerine inanıp izin vermiş olmasını eleştirmektedir. Elbette bu davranış onun safiyetini gösterir ama Kur'ân bunun bir yanılgı olduğuna da işaret eder. Yoksa, "Allah seni affetsin" demez.

Sözün özü: Kusursuz kul olmaz. Kur'ân, peygamberleri hatasız, kusursuz göstermez. Elbette onlar sıradan insanlar gibi günahlara batıp çıkmazlar ama onlarda da yanılgı olabilir. Fakat onlar hatalarının farkına vardıkları anda içtenlikle Allah'tan af dilerler. Ayrıca vahiy onların yanılgılarını düzeltir.

Şunu belirtmeliyim ki bizim görevimiz, asıl Kur'ân dininden, zaman içinde çöreklenmiş olan hurafe ve baül gelenek tortularını temizleyip an duru İslâm'ı ortaya koymaktır. Kur'ân ve sağlam sünnet ne söylemiş ise İslâm odur.

DİĞER YENİ YAZILAR