İmam hatip liselerinden mezun olan gençlerin köyde, kentte temel din görevi olan imamlığa getirilmesi sakıncalıdır. Bu gençler, olgunluk isteyen bu mesleğe atanmadan önce ameli bir eğitimden ya da bir staj devresinden geçirilmelidir. Din adamlığı, belli kurallarla Kur'ân veya mevlit okumaktan ibaret değildir. İmam, halka önder insan demektir.
Bundan dolayı imamın, vaizin ve müftünün her haliyle dini yaşaması, sivri duygularını manevi eğitimle törpülemiş, bencillikten uzaklaşmış, hoşgörü ruhunu almış, olgunlaşmış olması gerekir. Kur'ân, en büyük din lideri için, "Eğer Allah'ın rahmeti sayesinde sen, insanlara yumuşak davranmayıp katı kalpli, kaba biri olsaydın, insanlar çevrenden dağılıp giderlerdi" buyurmuştur.
İmam ve vaiz adaylarını, Kur'ân'ın çizdiği bu hoşgörü ruhuna ve olgunluğa eriştirebilmek için bu kişilerin, en az iki-üç yıl, kurulacak eğitim kamplarında, gerçekten olgun eğitimcilerin gözetimi altında ameli bir eğitimden geçirilmeleri gerekir. Batıda papazlar böyle yetiştirilir. Bizde de dervişler böyle yetiştirilirdi. Bu eğitim merkezlerinin adı da ribât idi. Sonra zaviye, tekke adını almıştır.
Olgunluk ve gelenek
Gazâlîler, Mevlânâlar, İsmail ve ibrahim Hakkı gibi rehberler hep böyle eğitim merkezlerinden geçmişlerdir. Bundan dolayı da kalıcı olmuşlardır. Ama nice kuru softa da gelmiş, çevresine gazap kusmuş insanlara sevgi yerine kin ekmiş, hakikat yerine batıl şeyler öğretmiştir. Bugün vaaz kitapları bu batil düşüncelerle, hikâyelerle dolmuştur. Bu tür hikâyelerle bu milleti avutmak, fayda değil, zarar getirir.
Ruh temizliğine değil, dini şekillerde aramaya sevk eder. Allah'ın nazargâhı olan kalbi düzeltme yerine, insanların bakacağı şalvar ve benzeri kılık kıyafet düzmeyle uğraştırır. Oysa bu görünenler çürür. Çürümeyip insanla beraber gelecek olan ne şalvardır ne sakal, kötü duygulardan arınmış kalp, yani ruhtur. "Ancak Allah'a selîm (an) kalp getiren yarar görür."
Bugün, Türkiye'de din örgütü, siyasetin etkisi altındadır. Son zamanlarda ise mantar gibi biten dini gruplar, zaten kendi kendilerini özerk Diyanet örgütü haline getirmektedirler. Diyanet'in de böyle bir grup haline dönüşmesinden endişe duyduğum için şimdilik mevcut statünün korunmasını uygun buluyorum. Şayet ileride din adamları, siyasetin üstüne çıkabilecek olgunluğa ve geleneğe ulaşırlarsa, elbette o zaman din teşkilâtının, tamamen özerk, bağlılarına kendi bütçesinden maaş veren etkili bir kuruluş olmasını arzu ederim.
Not: Bu yazı, 15.08.1991'de, Diyanet İşleri Başkanlığı'nca bize sorulan sorulara yanıt olarak hazırlanıp gönderilmiş olan yazıdan özetlenmiştir.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili anımız ve temennimiz -2 Diyanet İşleri özerk olmalı
İmam hatip liselerinden mezun olan gençlerin köyde, kentte temel din görevi olan imamlığa getirilmesi sakıncalıdır. Bu gençler, olgunluk isteyen bu mesleğe atanmadan önce ameli bir eğitimden ya da bir staj devresinden geçirilmelidir
Haberin Devamı

