Kanaatimce Diyanet İşleri Başkanlığı, mevcut yasalara göre kurulmuş siyasi gruplardan, cereyanlardan uzak olmalıdır. Başkanlığın, bir siyasi grubun tekeline girmesi, kamunun bu kuruluşa olan güvenini sarsar. Bunun için Diyanet İşleri Başkanı, bir müsteşar veya genel müdür gibi siyasilerin atamasıyla değil, papalık seçimine benzer bir seçimle iş başına gelmelidir. Birkaç yılda bir yenilenmesinde fayda gördüğüm bu seçimin, şöyle bir yöntemle yapılmasını öneririm:
Mevcut müftüler tarafından seçilecek 20 temsilci müftü, hayatta olan eski Diyanet İşleri Başkanları, dini yüksek okulların veya fakültelerin seçeceği ikişer öğretim üyesi (profesör) tarafından oluşacak seçim heyetinin seçeceği iki veya üç kişi, doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanır. Böylece Diyanet İşleri Başkanı, siyasi etkilerden büyük ölçüde uzak kalabilir.
Benim zamanımda ve benden önce Diyanet İşleri başkanlarının protokoldeki yeri, çok gerilerdeydi. Bunun düzeltilmesi için baş yazılarını yazdığım Diyanet Gazetesi'nde, "Başbakan'a açık mektup" başlıklı bir yazı yayınladım. Bu yazıda, Diyanet İşleri Başkanlığı ile Genelkurmay Başkanlığı'nın vaktiyle birer bakanlıkken, bu kutsal kuruluşların, siyaset üstü olması için aynı gerekçeyle başbakanlığa bağlı birer kuruluş haline getirilmiş olduğunu, kanun gerekçesinde önce Diyanet'in sonra Genelkurmay Başkanlığı'nın anıldığını, şimdi Genelkurmay Başkanı'nın protokolde Başbakan'dan sonra geldiğini, oysa Diyanet İşleri Başkanı'nın, normal genel müdürlerin de birçoğundan geride olduğunu anlattım ve durumun düzeltilmesini istedim.
Bu mektubum, o zamanki iktidar tarafından uygun bulundu ve bu yönde faaliyetlere girildi ama daha sonra bu mektup, iktidarın değişmesiyle aleyhimde dava konusu yapıldı. Ben, Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanı'nın protokoldeki yerinin yükseltilmesi gerektiğine inanıyorum. Nitekim bu temennim gerçekleşmiş ve Diyanet İşleri Başkanı'nın mevkii, Başbakanlık Müsteşarı düzeyine yükseltilmiştir. Diyanet, mevcut yasayla da büyük işler başarmıştır ve başarmaktadır.
Önemli olan, yasadan çok, yasayı uygulayacak yetişmiş, ehil insandır. Uygulayanlar ehil değilse, kanun değiştirmenin bir yaran olmaz. Ebû Hanîfe'yi dövüp zehirleyerek öldüren, İbn Hanbel'i dövüp hapseden, İbn Teymiyye'yi zindanlarda çürüten, Şafiî'yi Mısır'a kaçmaya zorlayan insanlar, şeriat kanunlarını, Kur'ân hükümlerini uyguladıklarını iddia ediyorlardı. Ben, başkanın seçimle gelmesi hususu müstesna, kanunda temel değişiklikler yapılmasını gerekli görmüyorum.
Yarın: Diyanet İşleri özerk olmalı.
Diyanet İşleri Başkanlığı ile ilgili anımız ve temennimiz -1 Başkan, seçimle iş başına gelmeli
Kanaatimce Diyanet İşleri Başkanlığı, mevcut yasalara göre kurulmuş siyasi gruplardan, cereyanlardan uzak olmalıdır. Başkanlığın, bir siyasi grubun tekeline girmesi, kamunun bu kuruluşa olan güvenini sarsar
Haberin Devamı

