Dine hizmet ettiğini sanan münafıklar

Bakara: 92/79/80'inci, Âl-i İmrân: 94/78'inci ve Nisa: 98/46'ncı ayetlerden Yahudilerin, bazı sözleri geveleyip çarpıttıkları anlaşılmaktadır. Yahudilerin, kitaptan olmayan sözleri kitaptan göstermeleri, kutsal kitabın kendisinde değil, ona yaptıkları şerhlerde, kitabın ayetlerini kendi düşünce ve arzularına göre yorumlamaları...

Haberin Devamı

Bakara: 92/79/80'inci, Âl-i İmrân: 94/78'inci ve Nisa: 98/46'ncı ayetlerden Yahudilerin, bazı sözleri geveleyip çarpıttıkları anlaşılmaktadır. Yahudilerin, kitaptan olmayan sözleri kitaptan göstermeleri, kutsal kitabın kendisinde değil, ona yaptıkları şerhlerde, kitabın ayetlerini kendi düşünce ve arzularına göre yorumlamaları veya kendi düşüncelerini, kitabın ayetiymiş gibi halka sunmalarıdır. Bakara: 92/79'uncu ayette belirtildiği gibi kimi Yahudi bilginleri, kendi elleriyle yazdıkları kitapları, yorumlan Allah'ın sözü olarak takdim ederler. Onların elleriyle yazdıkları kitaplardan maksat Kitab-ı Mukaddes'in kendisi değil, ona yaptıkları tefsirler, şerhler, fıkıh kitaplarıdır.

Din adamları, yazdıkları şerhleri, kitabın aslında olmayan ayrıntılara ilişkin içtihat hükümlerini, kendi basit ve batıl düşüncelerini, çelişkili ayrıntı hükümlerini Allah'ın sözü gibi göstermeye çalışıyor, böylece dini ayrıntılara ve ihtilaflara boğup çarpıtıyor, zorlaştırıyorlar, taassuplarından dolayı dinin ruhundan ve anlamından uzaklaşıyor fakat dine hizmet ettiklerini sanıyorlardı. Benzeri çarpıtmaları Müslümanlar da fazlasıyla yapmışlardır.

Sözleri tahrif etmişler
"Yahudiler arasında da yalana kulak veren, sana gelmemiş olan bir kavme kulak verenler vardır. Onlar kelimeleri yerlerinden kaydırırlar: 'Eğer size bu verilirse alın, bu verilmezse sakının' derler" (Mâide: 110/41) ayetinden anlaşılıyor ki bazı münafıklar, Peygamber'in ağzından Yahudilere, onun söylemediği sözleri söylemişler, Yahudilerden bir grup da Peygamber'den duydukları sözü tahrif etmişler, böylece duyulan sözü değiştirip anlamını çarpıtmada münafıklar ve Yahudiler ortak olmuşlardır. Onların bu tutumu, Allah'ın Elcisi'ni üzmüştür. Bu olay henüz Yahudiler Medine'deyken vuku bulduğuna göre bu ayetlerin, Hudeybiye Barışı'ndan önce inmiş olması gerekir.

İşte Yahudilerin, kelimeleri yerlerinden tahrif etmeleri de Peygamberle ve Müslümanlarla konuşurken bazı sözleri, böyle kalpazanlıklarla hakaret anlamında kullanmalarıdır. Ayetlerde kastedilen tahrif budur. Bu tahrifin, kendi kitaplarıyla bir ilgisi yoktur. Ancak M.Ö. 6'ncı yüzyıla kadar süren uzun zaman içinde çeşitli yazımlarla tamamlanmış olan Tevrat'a, zaman içinde pek çok katma ve çıkarmanın yani tahrifin girdiğinde kuşku yoktur.

• Devam edecek

DİĞER YENİ YAZILAR