Dinde bid'atlerden kaçınmak gerekir

Dünkü yazımda kılınamayan namazların kefaretinden söz etmiştim. Bugün de tutulamayan oruç için verilmesi gereken fidyeyi anlatacağım

Haberin Devamı

Dünkü yazımda kılınamayan namazların kefaretinden söz etmiştim. Bugün de tutulamayan oruç için verilmesi gereken fidyeyi anlatacağım. Kur'ân-ı Kerîm'e göre oruç, kendisine farz olduğu halde tutamayan kimse, tutamadığı günler için fidye verir. Ancak oruç fidyesi, kişinin sağlığında yapacağı bir iştir. Hz. Peygamber ve sahâbîleri, ölmüş kimsenin oruç fidyesinden hiç söz etmemişlerdir.

Fidye sadece oruca mahsustur. Çünkü Peygamber (SAV), bir özür dolayısıyla kılınamayan namazın, kazadan başka bir kefareti bulunmadığını vurgulamıştır (el-Munteka: 1/612). Buna rağmen bazı fakîhler, kişinin, gücü varken kılamadığı namazları için de fidye verilmesini uygun görmüşler. Onlara göre kılmaya muktedir olduğu halde kılmadan, tutmaya muktedir olduğu halde tutmadan ölecek kimsenin, kılmadığı namaz ve tutmadığı oruçlar hakkında birer fidye vasiyet ermesi uygundur. Allah'ın, bu sadakalar karşısında onun borcunu affedeceği umulur.

Vasiyeti, malının üçte birini geçmez. Her günün orucu için bir fidye, her vaktin namazı için bir fidye verilir. Fidye yanm ölçek buğday, buğday unu ya da bir ölçek hurma, üzüm veya arpa olabilir.

Fidye ile namaz borcunu düşürmeye "iskat-ı salât" denilir. Bu yiyeceklerin kendileri vasiyet edilebileceği gibi bedelleri de vasiyet edilebilir. Bir fidye, bir "fıtra" demektir. Fakirin ihtiyacı çeşitli olduğundan bunların bedellerini vermek daha iyidir. Fidye, Bakara sûresinin 184'üncü âyetiyle; "Bir kimse üzerinde bir aylık Ramazan borcu varken ölürse onun her günü için bir yoksul doyurulsun." hadîsine dayanır.

Namaz için fidyeden bahsedilmemiştir. Buharı ve İbn Mâce, "Üzerinde oruç borcu olduğu halde ölen kimsenin yerine velîsinin oruç tutabileceğini" bildiren hadîsler rivayet etmişlerdir.

İmâm Mâlik'in rivayetine göre; Abdullah İbn Ömer: "Hiç kimse kimsenin yerine oruç tutamaz, hiç kimse kimsenin yerine namaz kılamaz." demiştir. Bu söz, bir kimsenin başka birinin yerine namaz kılıp oruç tutamayacağını ifâde ediyor.

Oruç için fidye verilmesi hakkında hem âyet, hem hadîs vardır. İbâdet hususu akla dayanmadığından namaz, oruçla kıyâs edilemez. İskat-ı salât diye adlandırılan uygulama, bir yardımlaşma anlayışına dayansa da ne Peygamber Aleyhisselâm'ın, ne de sahâbîlerinin yaptığı bir işlemdir.

Bid'at olan bu işlem yerine, elde ne kadar para varsa, doğrudan doğruya ölünün oruç ve namaz fidyesi olarak verilse daha iyi olur. Böylece devir yapmaya da lüzum kalmaz. Çünkü bu uygulama, gerçi iyi niyetle ortaya konmuş olsa da tamamen bid'attir. Dinde bid'atlerden kaçınmak gerekir. Kişi, niyetine göre sevap alır.

DİĞER YENİ YAZILAR