Dinde aşırılık makbul değildir

Soru: "Dinde aşırıya gitmeyiniz" diyen hadiste anlatılmak istenen nedir?

Haberin Devamı

Soru: "Dinde aşırıya gitmeyiniz" diyen hadiste anlatılmak istenen nedir?

Cevap: Dinde aşın gidilmemesini, insanın zorlanmadan, gücü yettiğince ibadet etmesini emreden hadisler vardır. Hadislerden önce dinde aşın gitmeyi yasaklayan ayetler mevcuttur. "Ey kitap ehli, dininizde haksız yere aşın gitmeyiniz" (Mâide: 110/77). Bu ayet, kitap ehli Hıristiyanların aşırılıklarına temas etmekte ve onlara, dinde aşın gitmemelerini, peygamberleri İsa hakkında tevhide aykırı sözler söylememelerini emretmektedir. Çünkü Tann'nın varlığı İsa'ya bağlı değil, tersine İsa'nın ve tüm yaratıkların varlığı Tanrı'ya bağlıdır. Sevgi ve saygı, tevhide aykırı bir biçim alınca artık saygı sınırını aşar, şirke dönüşür, haram olur. Bundan dolayı Peygamber (s.a.v), "Siz beni, Hıristiyanların Meryem oğlu İsa'yı övdükleri gibi övmeyin. Çünkü ben Allah'ın kuluyum. (Benim hakkımda) Sadece 'Allah'ın kulu ve elçisi' deyin" (Buhâri) buyurmuştur.

Kur'ân her konuda dengeli hareket etmeyi emreder. Rahman'ın halis kullarının orta yolu izlediklerini belirtir: "... Ve harcadıkları zaman, ne israf ederler ne de cimrilik ederler. Harcamaları, bu ikisinin arasında dengeli olur" (Furkan: 67). Ayetten açıkça anlaşıldığı üzere Rahman'ın kullarının hareketleri ölçülüdür, harcamaları dengelidir. İsraf ve cimrilikten sakınılır. Bu dengelilik, Hz. Lokman'ın ağzından da vurgulanır: "Yürüyüşünde tutumlu ol, (orta yürü, ne çabuk, ne de çok yavaş git, ölçülü hareket et), sesini de kıs (bağıra bağıra konuşma)..." (Lokman: 17-19).

Kur'ân'ın tanıklığıyla Hz. Peygamber, her gecenin yarıdan çoğunu, yansını veya en az üçte birini ibadetle geçirirdi ama yorulunca da uyur, ne dinde, ne de herhangi bir işte aşırılıktan hoşlanmazdı. Çok ibadetten yıpranmış olan Bâhil kabilesinden Mücîbe'yi tanıyamayıp ona kim olduğunu sormuş.

Adam, "Ey Allah'ın Elçisi, ben bir yıl önce sana gelmiş olan Bâhilliyim" demiş.

Allah'ın Elçisi: "Yakışıklıydın ne oldu böyle?"

Adam: "Ey Allah'ın Elçisi, senin yanından ayrıldığımdan beri, bir gün dışında hep oruç tutuyorum."

Allah'ın Elçisi: "Neden kendine işkence ettin? Sabır ayında (Ramazan'da) ve her ay bir gün oruç tutsan yeter."

Adam, daha fazlasını yapabileceğini söyleyince Allah'ın Elçisi, her ay iki gün, adamın artırma isteği üzerine her ay üç gün oruç tutmasını buyurmuş. Adam yine artırmasını isteyince Allah'ın Elçisi üç parmağıyla işaret edip üç kez, "Haram aylarında kâh oruç tut, kâh ye" diyerek haram aylarından her birinde üçer gün oruç tutmasını öğütlemiştir.

DİĞER YENİ YAZILAR