Din, vicdan ve kanaat işidir

"Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan menetmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır" (Mümtehine: 111/8-9)

Haberin Devamı

"Allah sizi, din hakkında sizinle savaşmayan ve sizi yurtlarınızdan çıkarmayan kimselere iyilik etmekten, onlara adaletli davranmaktan menetmez. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. Allah sizi, ancak din hakkında sizinle savaşan, sizi yurtlarınızdan çıkaran ve çıkarılmanıza yardım eden kimselerle dost olmaktan men eder. Kim onlarla dost olursa işte zalimler onlardır" (Mümtehine: 111/8-9) ayetleri, Kur'ân'ın savaşılmasını emrettiği insanların, başka din ve inanç mensubu, kendi halinde, barışçı insanlar değil, Müslümanlara saldırmış, onlara işkence etmiş, onları yurtlarından sürmüş, mallarına mülklerine konmuş, Mekke müşrikleri ve onların müttefikleri olduğunu gösterir. Yoksa Hz. Peygamber, Medine'ye geldiği zaman kitap ehli olan Yahudilerle savunma ittifakı kurduğu gibi hayatlarının sonlarına doğru çıktığı Tebuk Seferi'nde de birçok Hıristiyan emirlerle saldırmazlık ittifakı yapmış, kimseyi din değiştirmeye zorlamamıştır.

Din, vicdan ve kanaat işidir, zorla olmaz. İnsan bir dini zorla kabul etmiş görünse de gönülden inanmadıkça mümin sayılmadığı gibi gönülden gelmedikçe zor karşısında yapılan inkâr da küfür sayılmaz. Kur'ân-ı Kerîm'de vicdan özgürlüğünü bildiren ayetlerden bazılarını gözden geçirelim. Yunus: 51/99-100'üncü ayetlerde, Allah istediği takdirde yeryüzündekilerin hepsinin inanacağı, Allah'ın izni olmadan hiçbir canın inanmayacağı bildirilmektedir. Allah isterse, bütün canları inanmaya zorlar. Ama bunu yapmamış, herkesi, özgürce inanmakta serbest bırakmıştır. Ayette, Peygamber'e hitaben Allah zorlamadıktan sonra, "Sen mi insanları inanmaya zorlayacaksın?" denilerek dinde zorlamanın olmadığı vurgulanmaktadır.

"İnançlara saygılı olun"
En'âm: 55/108'inci ayette, başkalarının inancına hakaret edilmemesi, inançlara saygılı olunması emredilmektedir. Birisinin inancına hakaret edilirse, o kimse de karşısındakinin inancına hakaret eder. İşte bu psikolojik gerçeği anlatmak üzere ayette müminlere, putperestlerin taşkınlığa kapılıp Allah'a sövmemeleri için onların tanrılarına sövmemeleri emredilmiştir. Bu ayet de, din ve vicdan özgürlüğünün çok güzel bir ifadesidir. Kimsenin inancına hakaret etmek doğru değildir.

En'âm 108'inci ayetteki, "Böylece her millete, yaptıkları işi süsledik" cümlesinin de belirttiği gibi her ulus, kendi yaptığını beğenir, inanç ve kültüründen hoşlanır. "Dinde zorlama yoktur. Doğruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur. Kim tâğutu inkâr edip Allah'a inanırsa muhakkak ki o kopmayan sağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah işitendir, bilendir" (Bakara: 92/256). İkrah, birini hoşlanmadığı bir şeye zorlamak, tehdidiyle ona istemediğini yaptırmaya kalkmaktır. Din başka konularda dahi haksız zorlamaları yasaklamıştır. Hele dinin kendisinde asla zorlama olmaz. Din, insanların, özgür düşünceleriyle seçip bağlanacakları bir inanç sistemidir. Baskı ve tehdit sonucunda gösterilen iman, gerçek iman olamaz.

DİĞER YENİ YAZILAR