Din ve vicdan özgürlüğü

Ayetin amacı, yaratıklara tapıcılığın yer yüzünden kaldırılıp özgürce Allah'a kulluğun sağlanmasıdır. İslâm'da saldırı yok, insanların dinini, inancını zorla değiştirme yok. Ama doğru dinin yayılması için çaba var

Haberin Devamı

Soru: "Allah, müminlerden canlarını ve mallarını, cennet kendilerinin olmak üzere satın almıştır. Allah yolunda savaşırlar, öldürürler ve öldürülürler. Bu, Allah'ın Tevrat'ta, İncil'de ve Kur'ân'da üstlendiği gerçek bir sözdür. Kim Allah'tan daha çok sözünde durabilir? O halde O'nunla yaptığınız bu alışverişinizden ötürü sevinin. Gerçekten bu, büyük başarıdır" (Tevbe: 111). Bu mesaj evrensel midir? Allah'ın hangi vasfıyla bağdaştırılır? İncil'in neresinde teyit edilmiştir? Bugün din adına terör yapanlar, bu mesajı dikkate alıyorlar mı? (Şamil Yücel)

Cevap: Ayetin amacı, yaratıklara tapıcılığın yer yüzünden kaldırılıp özgürce Allah'a kulluğun sağlanmasıdır. İslâm'da saldırı yok, insanların dinini, inancını zorla değiştirme yok. Ama doğru dinin yayılması için çaba var. Bu çaba esnasında yapılan saldırılara karşı boyun eğilmez, karşı konulur. Bu durup dururken saldırma değil, saldırıya cevap vermedir. Zaten durup dururken insanlara saldırmak yasaktır. Çünkü, "Sizinle savaşanlara karşı Allah yolunda savaşın, fakat siz saldırmayın. Çünkü Allah saldırganları sevmez" (Bakara: 190) buyurulmaktadır. Elbette bu ideal, bütün dinlerin ortak ülküsüdür. Hz. İsa, tevhidin yayılması için vargücüyle çalışmadı mı? Hatta kendi canını bile bu uğurda feda etmedi mi? Hz. Musa, tevhit yolunda firavun ve ordusuyla mücadele etmedi mi? Açın Tevrat'ı, İncil'i okuyun. İnanan ve inançları uğrunda gerektiğinde çarpışan, Allah yolunda öldürülenlere ne ödüller vaadedildiğini görürsünüz.

İslâm'ın temel anlamı
Kur'ân'ın getirdiği din ve vicdan özgürlüğü prensibi, çeşitli surelerde vurgulanmaktadır. Hz. Muhammed'in görevi, insanları dini kabul etmeye zorlamak değil, gerçeği anlatmaktır: "Sen onların üzerinde zorlayıcı değilsin", "Öğüt ver, çünkü sen ancak öğüt verensin. Onların üzerinde zorlayıcı değilsin", "Elçinin görevi sadece açıkça duyurmaktır" gibi pek çok ayet, Peygamber'in görevinin, insanları zorlayarak yola getirmek değil, gerçekleri duyurmak olduğunu bildirmektedir. Bunlar, vicdan özgürlüğünün en güzel kanıtlarıdır.

"Sizinle savaşanlarla Allah yolunda savaşın, fakat saldırmayın. Çünkü Allah saldırganları sevmez" (Bakara: 190) gibi ayetler, dinlerini değiştirmek için insanlara saldırmayı değil, saldırgan düşmanlarla savaşmayı ama saldırmamayı emretmektedir. Zaten İslâm'ın temel anlamı barış içine girmek, esenlik ve huzura ermek, sadece Allah'a teslim olmak demektir. Öyle ise Müslüman, düşmanlık değil, barış sunan insandır. Enfal Suresi'nin 61'inci ayetinde Hz. Muhammed'e, düşman barışa yanaştığı takdirde kendisinin de barışa yanaşması emredilmektedir. Savaşı emreden ayetler, müşrikleri zorla dine sokmak için değil, onların saldırılarına karşı koymayı, şerlerini savmayı, vicdanlar üzerindeki baskılarını kaldırıp herkesin özgürce, inandığı dini uygulamasını sağlama amacına yöneliktir. (Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR