Delilsiz iddialar ortaya atılıyor

Dünkü yazımda Nizamettin Atakan adlı okurumun Cuma namazından önce okunan hutbeyle ilgili sorusunu cevaplamış ayrıca Cuma hutbeleri hakkında istediği bilgilerin bir bölümünü bugüne bırakmıştım

Haberin Devamı

Dünkü yazımda Nizamettin Atakan adlı okurumun Cuma namazından önce okunan hutbeyle ilgili sorusunu cevaplamış ayrıca Cuma hutbeleri hakkında istediği bilgilerin bir bölümünü bugüne bırakmıştım. Bu nedenle aynı konuya devam ediyorum. Sanıyorum ki halkın dağılmadan konuşmayı dinlemelerini sağlamak için Peygamberimiz, Cuma hutbesini namazdan önceye almıştır. Ve rivayetlere, Peygamberimizin bu uygulaması yerleşmiştir. Bayram için söylenen, ya yanılgıyla veya kasten Cuma şeklinde yansıtılmaktadır. Delilsiz savlar ortaya atmak bilim adamına yakışmaz. Şimdi bu konuda Hanefi fıkıh kitaplarının en önemlilerinden biri olan Mebsut'tan bir paragraf aktaracağım. Serahsî, bayram namazı ve hutbesi konusunda diyor ki: "Hutbe dışında Cuma'nın bütün şartlan, bayram için de geçerlidir. Yalnız Cuma'nın şartı olan hutbe, bayramın şartı değildir. Bundan dolayı Cuma hutbesi namazdan önce, bayram hutbesi ise namazdan sonra okunur. Çünkü bayram hutbesi öğüt ve o vakit için gerekli şeylerin öğretilmesinden ibarettir. Arafat'taki hutbe de böyledir. Ama Cuma hutbesi, namazın bir bölümüdür. Şu rivayet, bayram hutbesinin namazdan sonra olduğunu kanıtlar:

Uyarı görevini yaptı
Emeviler döneminde Medine Valisi olan Mervan, bayram günü namazdan önce minbere çıkıp konuşma yapınca bir adam kalkıp, 'Ey Mervan, sen namazdan önce minbere çıkıp hutbe mi okudun (konuşma mı yaptın)? Allah'ın Elçisi böyle yapmazdı, o namazdan sonra konuşma yapardı' demiş. Mervan, Artık o uygulama terk edildi' diye yanıtlamıştır. Ebu Saîd el-Hudrî, Mervân'a itiraz eden o zatın, uyan görevini yaptığını söylemiştir. Çünkü Allah Elçisi, 'İçinizden biri bir kötülük gördüğü zaman onu eliyle değiştirsin, buna gücü yetmezse diliyle söylesin, buna da gücü yetmezse kalbiyle yapsın ki bu da imanın en zayıfıdır' buyurdu. Allah Elçisi (s.a.v.) ve Râşid Halîfeler döneminde hutbe, namazdan önceydi. Sonra Emevîler onu namazdan sonraya aldılar. Çünkü Emevîler, helâl olmayan şeyler konuşurlardı. Halk bu sözleri işitmemek için hemen namazdan sonra çıkar, konuşmayı dinlemezlerdi. Halka sözlerini dinletmek için hutbeyi namazdan önceye aldılar (Serahsî, el-Mebsût: 2/37)."

3- Cenaze namazı, hem namaz, hem duadır. İbadet Allah'a yapıldığı için namazdır. Allah'a kulluk görevi yerine getirildikten sonra cenazeye dua edildiği için de duadır. Onun için cenaze namazı, Allah için namaz, ölü için dua şeklinde tanımlanır. Demek ki bu ibadet iki öğeden, yani Allah'a ibadetten ve ölüye duadan oluşur. Birinci kısmı abdesti gerektirir. Ama ikinci kısmı yani dua abdesti gerektirmez. Fakat ayrı ayrı değil, birlikte olduğu için abdestsiz cenaze namazı olmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR