Değişen şartları düşünmeliyiz

Soru: Bir araba almak istiyorum. Fakat peşin para verecek durumum olmadığı için bankadan kredi almayı düşünüyorum. Tabii banka da benden faiz alacak. Böyle bir ticaretin hükmü nedir? Alacağım arabaya haram bulaşır mı?

Haberin Devamı

Soru: Bir araba almak istiyorum. Fakat peşin para verecek durumum olmadığı için bankadan kredi almayı düşünüyorum. Tabii banka da benden faiz alacak. Böyle bir ticaretin hükmü nedir? Alacağım arabaya haram bulaşır mı? (Özgü Eren)

Cevap: Benim kanaatime göre banka kredisiyle ev veya araba alan kimse, bunu kendi gönül rızasıyla alıyorsa, bunda haram bir taraf yoktur. Bankanın verdiği krediye karşılık % 2 civarında bir faiz alması, Kur'ân'ın yasakladığı riba hükmüne girmez. Çünkü burada krediyi alan menfaat sağlıyor, ev sahibi veya araba sahibi oluyor. Bu işlemden iki taraf da yararlanıyor, ezilen bir kesim olmuyorsa niçin haram olsun?

Kur'ân'ın yasakladığı faiz uygulamasında, ödünç alan kimse, bileşik faizle ana paranın katını aşan faiz ödeyerek eziliyordu. O, zorunlu ihtiyacından dolayı borç alıyordu ve aldığını zamanında ödemediği için faiz miktarını artırmak zorunda kalıyor, bir milyon almış olan bazen on milyon faiz ödüyordu. Kur'ân böyle güç durumda olanlara verilen borcun faizini almak şöyle dursun, kişinin eli darda ise ana paranın ona bağışlanmasını öğütlemekte, bunun daha iyi olduğunu vurgulamaktadır.

Şimdi konut yahut araç kredisi alan böyle ezilmekte midir? Eğer bu işlem yararına değilse almaz, yararına ise Kur'ân niçin bunu yasaklasın? Kur'ân'ın inişinden bu yana takriben 15 asır geçmiş. Bugünkü ekonomi, 15 asır önceki ekonomi midir? Neden değişen şartlan düşünmüyoruz? Size Kur'ân'ın bir ayetini yahut genel bir prensibini hatırlatayım:

"Müjdele şu kullanma ki, onlar sözü dinlerler ve onun en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah'ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir ve onlar sağduyu sahipleridir" (Zümer: 17-18). Burada "söz" kelimesiyle Kur'ân kastedilmektedir. Dinledikleri Kur'ân sözlerinin en güzeline uyanların doğru yolda olduklan belirtilmektedir. Demek ki Kur'ân'ın da sözleri arasında zamanın şartlarına en uygun olanlarına uyanlar övülmektedir. İslâm tarihinde bir nesih meselesi vardır. Nesih, bazı hükümlerin, zamanın geçmesiyle değiştirilmesi demektir.

Hz. Peygamber'in 23 yıllık hayatı boyunca önce konulmuş hükümlerin zamanla değiştirilmesi gerekmiş, Peygamber'in kendisi bunu uyguladığı gibi kendisinden sonra gelen Halifeler, özellikle Hz. Ömer, yeni şartlar karşısında bunu bol miktarda uygulamışsa biz neden bu esneklikten yararlanmayalım, neden dini yaşanmayacak hale getirelim veya neden hayatı zorlaştıralım, olmayacak iddialarda bulunup İslâm'ı cağın gerisinde gösterelim? Bu tutum ne İslâm'ın, ne de toplumun hayrınadır.

DİĞER YENİ YAZILAR