Cuma namazının iki rekât farzı var

Soru: Hocam ben Cuma namazını kılarken 4 ilk sünnet, 2 farz, 4 son sünnet, 4 zühr-i ahar, 2 vaktin sünneti olarak kılıyorum

Haberin Devamı

Soru: Hocam ben Cuma namazını kılarken 4 ilk sünnet, 2 farz, 4 son sünnet, 4 zühr-i ahar, 2 vaktin sünneti olarak kılıyorum. Gittiğim camilerde de cemaatin çoğu ve de imam bu şekilde kıldırıyordu. Ancak okuldaki din dersi hocamız, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v) Cuma namazlarını kılarken ilk sünnet, farz, son sünnet olarak kıldığını söyledi. Zühr-i ahar ve vaktin sünnetinin ise Osmanlı zamanında ortaya çıktığı ve bu rekâtların kılınmasının zorunlu olmadığını söyledi. Tabii durum böyle olunca benim de aklım karıştı. Ama Cuma namazlarında son 4 + 2 rekâtı (zühr-i ahar ve vaktin sünneti) kılmalı mıyız? Bunların özel bir kılınış amacı var mıdır? (Arman Aksoy)

Cevap: Din dersi hocanız doğru söylemiş. Cuma'nın iki rekât farzı vardır. Farzdan önce 2 veya 4 rekât sünnet kılınır. Farzdan sonra da 2 veya 4 rekât sünnet kılınır. İsteyen istediği kadar nafile (yani sünnet) kılabilir. Ama sünneti kılma zorunluluğu yoktur.

Zühr-i ahar, başka bir öğle demektir. Anlamsız bir sözdür. Böyle bir namaz yoktur. Çünkü Peygamberimiz, Cumayı kılan kimse için artık öğle namazı olmadığını buyurmuştur. Dini koyan odur. Bizim, onun dinine katkılar yapmaya hakkımız yoktur. Vaktin sünneti diye bir şey de bulunmamaktadır.

Mekke'de Yahudi yoktu ki...
Soru: Dinimizi tanımaya çalışan bir gencim. Güvenebileceğimiz, Kur'ân'a uygun olarak şüphe edilmeyen hadisleri bulabileceğimiz bir kaynak var mı? Sizin yazılarınızdan anladığım kadarıyla Kudüs'teki mescit, Hz. Ömer zamanında yapılmış. Ancak okullardaki din kitaplarında da diğer bazı kitaplarda da Miraç olayına inanmayan Yahudilerin, Peygamberimize mescidin kaç kapısı olduğunu sorduklarında Allah'ın bir mucizesi olarak mescidin Peygamberimizin gözünün önüne geldiği anlatılır. Bir gariplik çarpıyor insanın gözüne. Ya mescit ya da anlatılan olay yanlıştır?

Cevap: Garip şeyler katılmış bulunan Miraç rivayetlerinde çelişki vardır. Yahudiler niçin Peygamber'e mescidin penceresini kapısını sorsunlar. Miraç olayı, Medine'de değil Mekke'de olmuştu. Mekke'de ise Yahudi yoktu. Kaldı ki Mekke'de Hz. Peygamber'in muhatabı Yahudiler değil, özellikle Kureyş Arapları'ydı. Güya Kureyş Arapları ona, doğruluğunu test için Kudüs'teki mescidin kapısını ve penceresini sormuşlar. O anda Kudüs mescidi gözünün önüne getirilmiş olan Peygamber, pencere ve kapılarının sayısını söylemiş.

Peygamber zamanında Kudüs mescidi harabeden ibaretti. Ne kapısı, ne de penceresi vardı. Gerçi İsrailoğullarıyla ticaret için Filistin'e giden Araplar bunu zaten biliyorlardı. Artık ne diye sadece harabeden ibaret olan Süleyman mabedinin penceresini ve kapısını sorsunlar. Görülüyor ki rivayetlere dünya kadar uydurmalar katılmıştır.

DİĞER YENİ YAZILAR