Cuma namazı kaç rekâttır?

Cuma namazı, her yerde değil, kentin en büyük camisinde kılınır. Maksat, en büyük yöneticinin yapacağı konuşmayı halkın dinlemesidir

Haberin Devamı

Soru: Bir kitapta cuma namazının kent merkezinde, tek bir camide ve 16 rekât kılınacağı belirtiliyor. Eğer tek bir cami yetmiyorsa ikinci bir camide kılınabileceği söyleniyor. Böyle olursa 6 rekat kılınması gerektiği ifade ediliyor. Bu durumda aklıma şu sorular takılıyor:

1- Günümüz şartlarında bir camide namaz kılmak mümkün değil. Bu kitaba göre 6 rekât kılmamız gerekirken niçin 16 rekât kılınıyor?

2- Bir cami olarak belirlenen camiden başka yerde kılanların namazı değersiz mi sayılıyor?

3- Köylerde kılınan namazlar geçersiz mi?

4- Bazı yerlerde cuma namazının müftülük kararınca 4 + 2 + 4 = 10 rekât kılındığını duydum. Bu 10 rekât karan neye dayanıyor?

5- Şu anki bilgilerle 6, 10 ve 16 rekâtlık cuma namazları var. Bunlardan hangisi, hangi şartlara göre doğru?

Cevap: Cuma namazı, her yerde değil, kentin en büyük camisinde kılınır. Maksat, en büyük yöneticinin yapacağı konuşmayı halkın dinlemesidir. Ama kentlerin azami 3-5 bin kişiden ibaret olduğu o dönemlerde tek camide toplanmak mümkündü ve elbette yararlıydı. Şimdi milyonluk şehirlerde bir tek camide namaz kılmak ve herkesi buraya getirebilmek mümkün mü? Abbasiler, Selçuklular, Osmanlılar dönemlerinde büyük şehirlerde birkaç cami vardı ve bunlarda cuma kılınırdı.

Okuduğunuz kitabın bilimsel bir kaynak olmadığı anlaşılıyor. Çünkü cuma, büyük tek camide kılınırsa 16, ayn camilerde kılınırsa 6 rekât kılınır diye bir hüküm yoktur. Doğrusunu isterseniz cuma, sadece iki rekâttan ibarettir. Cumayı kılan için öğle namazı yoktur. Ancak cuma günü hutbeden önce iki veya dört rekât sünnet (aslında nafiledir) kılınır. Bunu kılma zorunluluğu yoktur. Namazdan sonra da iki, dört veya daha fazla nafile kılınabilir. Ama zorunlu değildir. Dileyen sadece hutbeyi dinler, cuma namazının farzını kılıp gidebilir. O kimse görevini yapmış, sorumluluktan kurtulmuştur. 10 rekât, 16 rekât uygulamalan, hep dini zorlaştırma görevini üstlenmiş ayrıntıcı fıkıhçıların uydurmalarından başka bir şey değildir.

Tefecilik yapmıyorsunuz ki...
Soru: Osmangazi Üniversitesi Tıp Fakültesi 2'nci sınıf öğrencisiyim. Rahmetli babamdan anneme 400 milyon lira emekli aylığıyla birlikte bir miktar da birikmiş para kaldı. Bu parayı, bankaya vadeli olarak yatırmak zorunda kaldık. Paranın faizde olmasını istemiyoruz ama elimizden gelen başka bir şey olmadığı da biliyoruz. Dinimiz bu konuda ne diyor? (İzzettin Ertaş)

Cevap: Siz zaruret içinde bulunan bir ailesiniz. Tefecilik yapmıyorsunuz, devletin tanıdığı hakkı kullanıyorsunuz. Bankadan aldığınız getiri, kanaatime göre yasaklanan faiz hükmüne girmez. Çünkü faiz, fakirden alınan gerçek fazlalıktır. Din, insanların hayatini zorlaştırmak için değil, kolaylaştırmak için gelmiştir. Ayrıntıyla uğraşmanıza gerek yok. Allah yardımcınız olsun.

DİĞER YENİ YAZILAR