Soru: İslâmiyet, tüm zaman ve boyutlara hitap ettiğinden dolayı her çağa uygun yorumlanıp insanların doğru yolda ilerlemesini sağlamayı hedeflemiştir. Ancak çoğu sözde alim, bazen aşırıcılığa kaçarak dinimizi radikalliğe varacak noktalara getirebilmektedir. Başka bir grup ise kitleleri etki altında tutabilmek için neredeyse ulvi dinimizi tahrif etme raddesine varma cüretini gösterebilmektedir. Bildiğiniz gibi cuma hutbelerimizde, iki hutbe arasında "Allah indinde din İslâm'dır" ayet-i kerimesi okunmaktaydı. Ancak son zamanlarda bu ayeti duyamıyorum. Bir dostuma sorduğunda bana bunun Avrupa Birliği (AB) uyum çalışmaları dahilinde kaldırıldığını söyledi. Ne kadar gerçek olup olmadığını bilemiyorum. Eğer gerçekten bu çerçevede kalkmış ise üzüntüm daha da derinleşecektir. (Levent Mendirme)
Cevap: Duyarlılığınız için size teşekkür ederim. Ancak "Allah katında din İslâm'dır" ayetinin daha önce hutbelerde varken son zamanlarda Avrupa Birliği'nin isteği üzerine Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından kaldırıldığı şeklindeki yoruma asla katılmıyorum. Diyanet böyle bir şey yapmaz. Zaten AB de böyle bir talepte bulunmaz. Çünkü AB, bir din örgütü değildir. Onlar kiliseye de camiye de karışmazlar, camide neler okunduğunu bilmezler. Ayrıca bizim cemaat de Arapça aslıyla okunan o ayetin ne anlama geldiğini bilmez. Kanaatime göre bu olumsuz propagandayı, sırf mevcut yönetimi kötülemek için sizin de kınadığınız aşırıcılar ortaya atmış olabilir. Zaten bir süre önce Diyanet İşleri Başkanı da bu iddiayı şiddetle reddetmişti.
Gelelim ayete. Bir kere bu ayet eskiden hutbe metinlerinde yoktu. 1960-1964 arası, Diyanet İşleri Başkanlığı yaptım. O zamanlar hutbelerde bu ayet okunmazdı. Osmanlı döneminden kalan hutbelerde de yoktu. Son zamanlarda bu ayet hutbelere sokuldu. Peki buna ne gerek var? Hutbeyi dinleyenler zaten Müslüman kişilerdir. İslâm'a inanmasalar, Müslüman olmasalar camiye gelmezler. Orada tek dinin İslâm olduğu vurgusu yerine Kuran ve İslâm'ın öğütlerine, genel prensiplerine vurgu yapmak gerekir. Bu vurgu da "Allah adaleti, iyiliği ve akrabaya yardımı emreder...." (Nahl Suresi) ayetiyle yapılmaktadır.
Hutbenin temel şartı, şu veya bu ayeti okumak değil, Allah'a hamd etmek, inananlara takvayı, güzel ahlakı öğütlemektir. Bunun dışında öğüt olmak üzere Kuran'ın istenen her ayeti okunabilir ve Peygamber'in sözleriyle öğütler verilir. Belli bir ayeti sürekli okumak, onu sanki hutbenin şartıymış anlamına getirir. Bu ise bid'attır. Peygamberimiz böyle bir şey yapmamıştır. Sanıyorum Diyanet de bu bid'atı kaldırmak, aklına esen herkesin dine bir şeyler eklemesini önlemek için hutbelere yapılmış olan bu müdahaleyi kaldırmak istemiştir.
Bir Hanefi ile bir Alevi elbette evlenebilir
Soru: Hocam ben 21 yaşındayım ve Hanefi mezhebine mensubum. Alevi bir kızı çok seviyorum. Ailem bu konuya ne diyecek, henüz bilmiyorum. Oruç tutuyor ama namaz kılmıyor. İleride bir problem çıkar mı? (Sami Yasin)
Cevap: Alevi kızla evlenmenizde elbette hiçbir sakınca yoktur. Alevi de Müslümandır. Kendisine "dinin nedir" diye sorsan, hiç tereddütsüz Müslüman olduğunu söyleyecektir. Allah'ın birliğine, Peygamberin hak olduğuna, Kuran hükümlerinin geçerliliğine inanan herkesle evleni-lebilir. Oruç tutuyormuş, ne güzel. Namaz kılmıyorsa sanki herkes namaz kılıyor da sadece o mu kılmıyor? İbadette kusuru varsa sonra düzeltebilir. Gerisi sizin bileceğiniz bir iştir. Ancak anne babanızı razı etmeniz gerekir. Yapılacak bir evliliğin nasıl sonuç vereceğini ise kimse bilemez. Geleceği ancak Allah bilir.
Cuma hutbemiz ve Avrupa Birliği uyum çalışmaları
İslâmiyet, tüm zaman ve boyutlara hitap ettiğinden dolayı her çağa uygun yorumlanıp insanların doğru yolda ilerlemesini sağlamayı hedeflemiştir...
Haberin Devamı

