Cennet yurdu onların olacak

"İyitikle kötülük bir olmaz. (Sen kötülüğü) En güzel olan şeyle sav. O zaman bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dosttur

Haberin Devamı

"İyitikle kötülük bir olmaz. (Sen kötülüğü) En güzel olan şeyle sav. O zaman bir de bakarsın ki seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dosttur. Bu (kötülüğü iyilikle savma olgunluğu)na ancak sabredenler kavuşturulur. Buna ancak büyük şansı olanlar kavuşturulur. Eğer şeytandan kötü bir düşünce seni dürtükleyecek olursa Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir" (Fussilet: 34-36). "Kötülüğü en güzel şeyle sav. Biz onların (seni nasıl) vasıflandıracaklarını biliyoruz. Ve de ki: Rabbim, şeytanların dürtüklemelerinden sana sığınınm ve onların yanıma gelmelerinden sana sığınırım Rabbim" (Mü'minun: 74/96-98). "Rablerinin yüzünü (rızasını) arzu ederek sabrederler, namazı kılarlar, kendilerine vediğimiz rızıktan gizli ve açık olarak (hayır için) harcarlar ve kötülüğü iyilikle savarlar. İşte yurdun sonucu (cennet) onlarındır" (Ra'd: 87/22). Bu ayette de sağduyu sahibi müminleri, Allah rızası için sabırlı olduklan, namazlarını kıldıkları, Allah yoluna mallarını harcadıktan ve kötülüğü iyilikle savdıkları belirtilmekte, bu davranışın sonucu olarak cennet yurdunun, onların olacağı vurgulanmaktadır. Kur'ân-ı Kerim, müminleri her zaman güzel, akıllı, hikmetli davranışa ve konuşmaya teşvik etmiştir.

Tartışma ve savunma
"Rabbinin yoluna hikmetle, güzel öğütle çağır ve onlarla en güzel biçimde mücadele et" (Nahl: 70/125), "Affı al, iyiliği emret, cahillere aldırma. Şeytandan kötü bir düşünce seni dürtüklerse Allah'a sığın. Çünkü O, işitendir, bilendir" (A'râf: 39/199-200) ayetlerinde hep bu hikmetli, hoşgörülü tartışma ve savunma yolu öğütlenmektedir. Kur'ân hiçbir zaman saldırıyı emretmez. "Allah saldırganları sevmez" (Bakara: 92/190). Ama başkalarının saldırılarına karşı nefsi ve İslâm'ı savunmayı, vicdanlara yapılan baskıyı kaldırmayı Müslümanlara emreder. Birbirleriyle ve başkalanyla kişisel temaslan, hep karşılıklı iyilik ve güzel muamele üzere geçmelidir. Kötülüğe sebep olmayacak konularda kötülüğü af ve hoşgörü, İslâm'ın öğütlerindendir. Müslümanların ilk önce saldırıya başlamamalan ancak yapılan kötülüğe veya saldınya karşılık vermeleri, İslâm hukukunun genel prensibidir. Öfkeye hakimiyet konusunda birçok hadis-i şerif vardır. Kolay belleyeceği bir öğüt isteyen birine Peygamber (s.a.v.), "Kızma" demiş. Birkaç kez isteğini yineleyen adama Peygamberimiz her defasında, "Kızma" yanıtını tekrarlamıştır. Öfkesini yutkunan kimseler için ödüller vaadedilmiştir. Allah'ın Eçisi şöyle buyurmuştur: "Öfkesinin gereğini yapabilirken onu yutkunan kimseyi Cenabı Allah, kıyamet gününde herkesin önünde çağırır, dilediği huriyi almakta serbest bırakır" (Ebû Dâvûd, Edeb: 4). Kızgınlığın geçmesi için Hz. Peygamber (s.a.v), Allah'a sığınmayı, oturmayı, uzanmayı ve abdest almayı tavsiye etmiştir.

Yarın: "Öfkeyle kalkan zararla oturur."

DİĞER YENİ YAZILAR