Büyük kentlerdeki suç patlamasının sebebi nedir?

Bir çocuk, televizyonlarda gösterilen bir dizinin kahramanına (!) özenerek kendi kardeşini tabanca ile öldürüyor. Maçlarda, düğünlerde sözüm ona sevinç gösterisi olarak havaya sıkılan kurşunlar kaç masum insanın canıca mal oldu!

Haberin Devamı

Bir çocuk, televizyonlarda gösterilen bir dizinin kahramanına (!) özenerek kendi kardeşini tabanca ile öldürüyor. Maçlarda, düğünlerde sözüm ona sevinç gösterisi olarak havaya sıkılan kurşunlar kaç masum insanın canıca mal oldu! Son zamanlarda özellikle büyük kentlerde suçların birden bire patlamasında bu filmlerin etkisi yok mudur? Dr. Hatice K. Arpaguş'un dediği gibi: "Çocukta dürtülerini dizginleme yeteneği zayıf olduğundan, televizyondaki dizi kahramanının şiddete yönelik davranışları, kolay şekilde saldırganlık dürtülerini harekete geçirebilir. Çünkü He-Man, Pokemon, Harry Potter gibi kahramanlarla yetişen çocuklardan yüksek idealizm, ahlaki değer ve erdem beklenemez."

Sanıyorum Sayın Prof. Ali Bardakoğlu, "lehv ve lağv, yani boş, beyhude" sözüyle tanımladığı akım, anlatmaya çalıştığımız üzere maneviyatı tamamen dışlayan, nefsin dürtüleri peşinde koşan davranış biçimidir. Yoksa bu sözden, dindar insanın hep ciddiyet sınırları içinde kalacağı, hiç şakaya, eğlenceye yer vermeceği anlamı çıkmaz. Çünkü böyle bir anlayış da gerçekçi değildir.

Dinin temel kurallarına ters düşmeyen örf, halk kültürü kabul görmüştür. Her milletin kendine özgü bir düğün tarzı, eğlence geleneği vardır. Davul zurna eşliğinde bar oynamak Anadolu'nun kültürüdür. Halk, düğünlerde Kuran'ıra da okur, duasını da yapar ama aynı zamanda düğün gereği şark, türküler söyleyerek eğlenir. Eğlence de insanın ihtiyacıdır. Hep ciddiyetle geçen hayat sıkıcı olur. Peygamberimiz, bayramlarda, özel günlerde şark söyleyenleri dinlemiş, düğünlerde şark söylenmesini emretmiş, sefere giderken sark ve türküleriyle develeri coşturacak ses sanatçıları (hadda) götürmüştür. Kendileri güleç yüzlüydü. Makul sınırlar içinde arkadaşlarıyla şa-kalaşır, eğlenceden, şakadan hoşlanırdı. "Ben de şaka yapanm fakat doğrunun dışına çıkmam" demiştir (Kenz: 3/648, h. 8320).

Ümmü Eymen adında bir kadın, Peygamber'e gelerek, "Kocam seni davet ediyor" dedi. Peygamber: "Kocan km, şu gözünde ak olan adam mı?" Kadın: "Vallahi gözünde ak yok." Peygamber: "Var." Kadın: "Vallahi yok." Peygamber: "Herkesin gözünde ak vardır." Peygamber "ak" sözüyle gözün siyah halkasını çevreleyen beyaz tabakayı kastediyordu. Fakat bu söz, gözdek ksmi körlüğü de ifade ettiğinden kadın, bunu kullanıldığı genel anlamda anlamıştı.

Yarın: Peygamber'in yaşamından kesitler.

DİĞER YENİ YAZILAR