* Dünden devam
Yıllar önce Suudi Arabistan’dayken bir arkadaş, kerameti kendinden menkul (aktarılan) şeyh misali birinden bir söz aktardı. Güya bu kişi bir dua biliyormuş. Bu duayı yazıp horozun başına asmışlar. Horoza ateş etmişler ama kurşun işlememiş. Bunu bana anlatan saf arkadaşa, “Sen buna inandın mı?” dedim. Televizyona çıkan bir duacı da aynı iddiada bulunuyordu. Ona göre horozun başına cevşen duası asılınca kurşun işlemiyormuş. Dedim ki: “Kardeşim, Allah kanununu değiştirmez. Öyle olsaydı Allah’ın Elçisi Uhud Savaşı’nda yaralanmazdı. Oysa atılan oklarla Allah Elçisi başından, yanağından yaralanmış, dişi kırılmıştı. Hayber’de bir kadının pişirip zehirlediği koyundan bir lokma alıp tükürmüş, lokmayı yutan sahabi ise derhal ölmüştü. Kendisi tükürmesine rağmen bu zehirin etkisini yıllarca hissetmişti. Vahiylerin en yücesini alan Allah Elçisi’ne ok ve zehir tesir ediyor da cevşen takan sıradan yaratıklara mı kurşun işlemiyor?”
Tarihte bir Sabetay olayı vardır. Sabetay, IV. Mehmet döneminde peygamberliğini ilan etmiş, kurtarıcı mesih olduğunu açıklamış. Hakkında şikâyet olunca tutuklanıp İstanbul’a getirilmiş. Çıkarıldığı mahkemede kendisine, “Madem peygambersin, okçular sana birkaç ok fırlatsın. Sen de bu okları durdurarak bize peygamberliğini kanıtla” denilmiş. Pabucun pahalı olduğunu anlayan Sabetay, iddiasından vazgeçip Müslüman olmuş. Bu tür safsatalara kanmamak gerekir. Allah her insana, her can taşıyana kendi can damarından daha yakındır. Cevşen denilen dua demeti, gerçekte Peygamberimizin sözü değil, güzel düzenlenmiş manzum bir duadır.
Peygamber ve sahabileri cevşen veya muska taşımamışlardır. Peygamber’in, “Bir düğüm bağlayıp ona üfleyen büyü yapmış olur. Büyü yapan şirk koşmuş olur. Vücuduna muska asan, ona havale edilir (yani Allah ondan elini çeker, onu astığı muskaya bırakır)” buyurduğu rivayet edilir. Abdullah ibn Mesud’un ümmi veledinin (yani kendisinden çocuk doğurmuş cariyesinin) koluna bağlanmış temimeyi (nazar değmemesi için bağlanan, boncuktan yapılı pazubent) çekip kopardığı rivayeti de var. Fakat bunlar iyi niyetle bir hastalığa Allah’tan şifa dilemek için okumayı reddetmeyi gerektirmez. İyi niyet ve temiz nefeslerle Allah’a sığınarak Allah’tan şifa niyaz ederek okuyup üflemeyi büyücülük gibi düşünmek doğru değildir.
“Büyü yapan şirk koşmuş olur”
Haberin Devamı

