Butun insanlar Allah'ın kuludur

Hıdır Gürbüz adlı okurum, cevaplamam amacıyla bana birçok soru yöneltmiş. Bu okurum, gönderdiği e-mail'inde şöyle diyor

Haberin Devamı

Hıdır Gürbüz adlı okurum, cevaplamam amacıyla bana birçok soru yöneltmiş. Bu okurum, gönderdiği e-mail'inde şöyle diyor:

"Sayın Süleyman Ateş, VATAN Gazetesi'ndeki köşenizde türbanla ilgili nefis yazınızı okudum ve sizin gibi aydınlık yüzlü insanların olmasına sevindim. Ben de Kur'ân-ı Kerîm'in Türkçe'sini okudum ve kendi kendime 'neden?' ve 'niçin?' sorularını sorarak yorumlamaya çalıştım. Bu yazınız okuduktan sonra, size katılmadığım bazı konular olduğunu farkettim. Bu sorulanmı cevaplamanızı rica ediyorum. Saygılarımla."

Sayın Hıdır Gürbüz'ün sorularını bugünden itibaren cevaplamaya başlıyorum.

Soru: Yazınızda hür kadın ve köle kadın ayırımından bahsetmektesiniz. Kur'ân'da ben de okudum. Bu ayırımın Allah tarafından kabul görmesine inanamıyorum. Halife olan Hz. Ömer, bir köle kadını dövebilmektedir. Allah, insanlar arasında böyle bir ayınm nasıl yapabilmektedir? Sizler çocuklarınızı ayırabilir misiniz?

Cevap: Allah katında hür, köle diye bir şey yoktur. Bütün insanlar Allah'ın kuludur ve insanlık bakımından aralarında, Allah'a bağlılık, güzel ahlâk dışında bir ayrıcalık yoktur. Meselenin özü böyledir ama güçlü insanlar zamanla güçsüzleri köleleştirmişlerdir.

Onu adeta bir mal gibi alıp satmışlardır ve bu uygulama bütün dünyaya egemen olmuştur. Kur'ân geldiği zaman dünyada uygulama böyleydi. Kur'ân, köleliğin kaldınlmasını hedef olarak göstermiş, bazı cezaların kefareti olarak başta köleyi özgürlüğe kavuşturma hükmü getirmiş ise de henüz toplum sosyal ve psikolojik açıdan hazır duruma gelmediği için köleliği tümden yasaklamamış, sadece kölelerin de Allah katında hürlerle eşit olduğunu, onların mal değil, insan olduklarını vurgulamış ve onlara güzel davranılmasını emretmiştir.

Gelişen İslam Hukuku
Eğer Hz. Peygamber'den sonra gelen yönetimler ve gelişen İslâm hukuku, Kur'ân'ın amacı doğrultusunda geliştirilseydi, köleliğin Amerika'dan çok önce İslâm âleminde kaldırılması gerekirdi. Çünkü Kur'ân, köleliğin kaldınlmasını, aşılması gerekli bir hedef olarak göstermiştir: "Fakat o, sarp yokuşa atılamadı. Sarp yokuşun ne olduğunu sen nereden bileceksin? Bir boynu (kölelik zincirinden) çözmek, yahut açlık gününde doyurmaktır: Akraba olan yetimi, yahut hiçbir şeyi olmayan yoksulu" (Beled: 11-16).

Peygamberimiz de anasından hür doğan insanları köle yapanlarla, kıyamette davacı olacağını buyurmuştur. İşin aslı bu ama o zamanki toplumda köleler hakkında bir anlayış vardı: Örtünme, Kur'ân'in orijinal emri değildir. Toplumun yüzlerce yıl içinde geliştirdiği bir uygulamaydı bu. Toplum, hür kadınların örtünmesini, saklanmasını kurallaştırmış, tersine köle kadınların örtünmesini de yasaklamıştır. Çünkü kölenin asıl görevi hizmettir. Elbet örtünerek hizmet etmesi güç bir şeydir.

Yarın: 'Senden önce de elçiler gönderdik'

DİĞER YENİ YAZILAR