"Bu meraktan kurtulmalıyım"

Sayın hocam, Adım Turgut Bozkurt. VATAN gazetesindeki yazılarınızı düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum

Haberin Devamı

Sayın hocam, Adım Turgut Bozkurt. VATAN gazetesindeki yazılarınızı düzenli olarak takip etmeye çalışıyorum. Her yazınızdan sonra da verdiğiniz bilgileri düşünüp, sindirip kendime ve hayatıma o gözle bakmaya çalışıyorum. Çok rahat ifade edebileceğim kıvamda bir öz çıkarırsam, bunu oğluma anlatmaya çalışıyorum. Yazılarınız ve modern hayatla dini bağdaştırmama yardım eden yorumlarınız için çok teşekkürler. Sayın hocam, geçen gün okuduğum bir yazı vardı. Çok hoşuma gitti. Bunu sizinle paylaşmak istedim. Yazı aynen şöyle:

Vakit gece yarısı... Ortada ses seda yok... Bir iki köpek havlaması duyuluyor o kadar. Rıfkı amcanın yüreği kıpır kıpır. Akşam üzeri, hac işlemini birlikte yaptırdığı müstakbel hacı arkadaşlanyla vedalaşmış evine gidiyor. Birkaç gün sonra Allah nasip ederse mukaddes topraklara doğru yola çıkacak. Bu duyguyu, ailesi ve çocuklarıyla paylaşmak için aceleci.

Tenha sokakta ilerlerken loş ışığı henüz sönmemiş bir evin önüne geldiğinde pis bir koku burnunun direğini kırıyor. Öyle pis koku ki, midesi bulanıyor. "Üüffff!" diyor gayri ihtiyari, "Bu ne pis bir koku Allahım. Leş kokusu bu be..." Sağına soluna bakınınken loş ışıklı pencereden bir ses duyuyor ağlamaklı:

- Anne pişmedi mi daha?

Durup içeriye kulak kabartıyor. Duyduğu ses yüreğini dağlıyor:

- Az daha sabret yavrum. Az kaldı. Bir başka çocuk sesi. Diğer kardeşi olmalı:

- Anne çok acıktım.

- Tamam oğlum pişiyor işte.

Koku insanın midesini bulandırıyor. Öğürmemek için çaba gerek. Peki yavrularını teselli etmek isteyen annenin sesindeki mahzunluğa ne demeli. Rıfkı amca duramıyor: "Ben altmış yaşıma gelmiş bir ihtiyarım. Merak ettim. Gidip soracağım" diyor kendi kendine.

O zamanlar terör nerede, öyle anarşist nerede? Kimin aklına gelir art niyet. Üstelik biraz araştırsan, herkes birbirini tanır. Hele Rıfkı amca ki, Erzurum'da bilmeyen çıkmaz. Biraz da bu cesaretle burnunun direği kırılsa da çalıyor kapıyı. Bir iki tıklatıyor tabii. Sonunda kapı çekingen bir şekilde gıcırtıyla açılıyor. Tamam işte, o leş kokusu içerden geliyor. Ama artık merak, kokuyu bastırmıştır. Kapı aralandı işte. Gencecik bir gelin. Otuz otuzbeş yaşlarında. Yüzüne yaşmak denilen cilbabını çekmiş kapı aralığından soruyor:

- Kim o?
- Benim kızım, ismim Rıfkı.
- Ne istersiniz?
- Yoldan geçiyordum. Sesler duydum. Halinizi merak ettim yavrum. Müsaade ederseniz bu meraktan kurtulmak istiyorum. O esnada çocuklar da annelerinin eteğinden tutarak kapı aralığından bu meçhul adama bakıyorlar, niçin geldiğini anlamak istercesine...

Yarın: "Allahım affet, hacca gitmiyorum!"

DİĞER YENİ YAZILAR