SORU: Geçenlerde televizyonda konuşan bir zat özetle şunları söyledi: “Peygamberimiz Hz. Ali ile Hz. Ömer’e hitaben, ‘Kim Kur’ân’ı daha erken hatim ederse kızım Fatıma’yı ona vereceğim’ demiş. Hz. Ali, “Ben bitirdim” diye karşılık vermiş. Hz. Ali, Peygamberimizin hayret dolu bakışlarına ve Hz. Ömer’in ‘nasıl olur’ sualine cevaben, ‘İhlas Suresi’ni üç defa okudum’ demiş ve Peygamberimizin rızasını kazanarak Hz. Fatıma ile evlenmiş.” Bu tür rivayetler nasıl önlenecek, doğru bilgiye nasıl ulaşılacak? Bu hurrafelere ne zaman dur denecek? (A. Karakaya)
CEVAP: Anlatan kişi, sıfatı ne olursa olsun rastgele, kulaktan dolma masallarla konuşmuş. Bu anlatım Peygamber’e karşı edep sınırını çok aşmıştır. Nasıl böyle bir şey televizyonda söylenir? Olur mu böyle şey? Hâşâ Peygamber kızını pazarlığa mı sunuyor? Bu ne cüret? Henüz o zaman Kur’ân tamamlanmamıştı, Kur’ân hatmi diye bir şey söz konusu olamazdı. İşin doğrusu şudur: Hz. Fatıma, Peygamberimizin en küçük ve en sevgili kızıdır. Ali’den önce Ebubekir ve Ömer onu babasından istemiş fakat Hz. Peygamber, onların taleplerini reddetmiştir. İbn Sad’ın Tabakat’ında saptadığı bir rivayete göre Hz. Peygamber, Ebubekir’le Ömer’in taleplerini reddederken, “O konuda kazayı (yani Allah’ın hükmünü, takdirini) bekliyorum” demiştir. Bunun anlamı şudur: “Henüz bu konuda içime bir karar doğmadı. Kaderi bekliyorum, kader ne ise o olur.”
Aslında Peygamberimiz, kızı Fatıma’yı Ali ile evlendirmek itiyordu ama Ali henüz istemediği için bir şey diyemiyor, düşüncesini içinde tutuyordu. Bundan dolayı Ebubekir ve Ömer’e, “Kazayı yani kaderi bekliyorum” dedi. Daha sonra yakınlarının yüreklendirmesiyle Fatıma’yı istemek üzere gelen Ali, Peygamber’in canını sıkkın gördü. Bir şey demeye cesaret edemeden Peygamber, “Niçin geldin, herhalde Fatıma’yı istemeye geldin değil mi?”dedi. Bir rivayette, Ali Fatıma’yı istediği zaman Hz. Peygamber’in,
“O senindir Ali, ben yalancı değilim (sözümde dururum)” dediği belirtilmektedir. Çünkü daha önce Hz. Peygamber, Ali’ye Fatıma’yı kendisine vereceğini vaat etmişti ama Ali’den bir talep gelmemişti. Sonuçta Hz. Ali, 480 dirheme sattığı devesinin parasını mehr olarak vermiş. Hz. Peygamber de bu paranın üçte ikisiyle düğün için koku vs., üçte biriyle de kıyafet alınmasını emretmiştir.
‘Bu hurafecilere dur diyen yok mu?’
Haberin Devamı

