Soru: Son zamanlarda cenaze namazlarında imamlar, vefat eden kimse için cemaatten, "Allah'a, Peygamber'e ve Kuran-ı Kerim'e inandığına dair" şahadet istemektedir. Yanlış hatırlamıyorsam yakın zamana kadar böyle bir şahadet istenmezdi. Şahadet yani tanıklık, gözleme bağlıdır. Birinin iyi bir insan olup olmadığı bilinebilir ancak imanına ilişkin yönü hiçbir şekilde bilinemez. Hatta kişi, kendisi hakkında bile bir değerlendirmede bulunamaz. Onu ancak Yüce Allah değerlendirir. Müteveffaya yardımcı olmak isterken cemaati günaha sokmaya imamın ne hakkı var? Allah cemaatin beyanına göre mi değerlendirmede bulunacak? Cemaatten helallik almanın dışında belki bir tek iyi insan olup olmadığı sorulabilir. Çünkü iyilik ve kötülük bir bakıma izafidir. Sizin bu konudaki düşünceniz nedir? (H. Metin Ertem)
Cevap: Bazı imamlar her gün yeni bid'atlar çıkarıyorlar. Eskiden cenaze namazını kıldırırlar ve ölü için cemaatten merhum için rahmet talebinde bulunurlardı. Yahut sadece "Ruhuna Fatiha" derlerdi. Yavaş yavaş cenazenin başında nutuk atma moda oldu. Bazen 10-15 dakika hatta yarım saat konuşup, övgüler yağdırıyorlar. Şimdilerde cemaatten, cenazenin "Allah'a, Peygamber'e ve Kuran'a inandığına dair" şehadet istiyorlar. Bid'at üstüne bid'at! Nedir bu bid'atiar, bunların dinde yeri yok. Kişi bunlara inansa da inanmasa da cemaatin önüne konmuş. Herhalde cemaat, "bu inanmıyordu" diye bir kabalık yapacak durumda olamaz. Öyle ise ne anlamı var bu tür taleplerin?
Nutuklardan vazgeçin
Muhterem imam efendiler, yapmayın bu bid'atları. Uzak durun bu hurafelerden. Sayın Diyanet İşleri Başkanı, bu tür bid'atiarı sevmediğinizi, aydınlık bir insan olduğunuzu biliyorum. Lütfen emir verin, din görevlilerinin bu tür bid'atiarı işlemelerine engel olun. Böyle giderse her yıl yeni bir bid'atlarla karşılaşacağız, Peygamberimiz de getirdiği dini tanımaz hale gelecek. Biliyor musunuz bu tür davranışlar, birçok insanı da dinden soğutuyor. Bırakın bu gösteri nutuklarını.
Artık Allah'ın rahmetine göçmüş bir insan, hayatı nasıl geçirmiş olursa olsun, biz onun hakkında iyi zan besleriz. Çünkü Peygamberimiz, "Ölülerinizi hayırla yâd ediniz" buyurmuştur. Onun hesabı bizden sorulmaz. Yüce Allah, Hz. Peygamber'e hitaben, "Onların hesabından sana bir sorumluluk, senin hesabından da onlara bir sorumluk yok" (En'âm: 52) buyurmakta, herkesin hesabını sadece Allah'ın soracağını, her insanın ancak Allah'a karşı sorumlu olduğunu vurgulamaktadır.
Ne hakla yapıyorsunuz?
Hiç kimsenin, başkasının imanını sorgulama hakkı yoktur. Herkes yaptıklarıyla Allah'ın huzurunda değerlendirilecektir. Cemaat, birine şöyle veya böyle tanıklık etmekle günahkâr insan Yüce Divan yargısından kurtulamaz. Boş işlerle uğraşıp durmayın, dinin sadeliğini bozmayın. Peygamberimiz nasıl uygulamışsa öyle uygulayın. Hz. Peygamber'in, cenaze başında cemaatten böyle bir tanıklık istediğine dair bana bir tek sağlam delil gösterebilir misiniz? O yapmadıysa siz ne hakla yapıyorsunuz? Siz neye dayanarak böyle Allah ile kul arasına girme cesaretini gösteriyorsunuz?
Dinde en sevilmeyen, en kötü görülen şey gösteriş, yani riyadır. Riya, insanın eylemlerini boşa çıkanr. Yapılan her eylem, kendini göstermek için değil, sadece Hakk rızasını kazanmak için yapılmalıdır. Cenaze namazı, aslında ölmüş insana bir duadan ibarettir. Kim olursa olsun musalla taşına konmuş biri için biz Allah'tan af ve mağfiret dileriz, gerisi Allah'a kalmıştır. Yüce Allah'ın buyurduğu üzere, "Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse size azap eder. Biz seni, onların üzerine vekil göndermedik" (tsrâ: 54). Hz. Peygamber bile kimsenin vekili değilken başkalarının âdeta vekilliğe soyunması asla dinin ruhuna uymaz.
Boş işlerle uğraşıp dinin sadeliğini bozmayın
Bazı imamlar her gün yeni bid'atlar çıkarıyorlar. Eskiden cenaze namazını kıldırırlar ve ölü için cemaatten merhum için rahmet talebinde bulunurlardı
Haberin Devamı

