'Bizi aldatan bizden değildir'

Namaz kıldığı halde hile yapan, insanları aldatan, sonra Kadir Gecesi ibadet etmekle bütün günahlarının silineceğini sanan kimse, yalnız kullan değil, hâşa Allah'ı aldatmaya kalkıyor

Haberin Devamı

Soru: Sanayi Çarşısı'nda bir dükkân sahibiyim. Bazı esnaf arkadaşlar hile, hud'a ve yalanla çok fazla para kazanıyorlar. Kadir Gecesi'nde sabaha kadar namaz kılmanın, bütün günahları affettirdiğini söylüyorlar. Bu günahlara kul hakkı yemek de dahil mi?

Cevap: Namaz kıldığı halde hile yapan, insanları aldatan, sonra Kadir Gecesi ibadet etmekle bütün günahlarının silineceğini sanan kimse, yalnız kullan değil, hâşa Allah'ı aldatmaya kalkıyor. Hele şunların din anlayışına bakınız. Bile bile yalan söyleyecek, insanları kandıracak, sonra her namaz kıldığında günahının silineceği hayaliyle hile ve hud'asına devam edecek. Onun yaptığı din değildir. Din doğruluktur, dürüstlüktür.

Din ahlâktır. Peygamberimiz, "Bizi aldatan bizden değildir" buyurmuştur. Dinin birinci şartı Allah'a iman, onun ardından da doğruluktur. Namazdan, ibadetten, her şeyden önce doğruluk gelir. Müslüman özü, sözü doğru, tam olgun insandır.

Kur'an, "Rabbimiz Allah deyip doğru olanların korku ve üzüntü çekmeyeceklerini, meleklerin onlann müjdecisi ve destekçisi olacağını" vurgulamaktadır. Eğer sözünü ettiğiniz insanlar gerçek dindar olsalardı insanları kandırmaz, kendilerine yapılmasını istemedikleri şeyi başkalarına yapmazlardı. Hiç kimse başkaları tarafından kandırılmak istemez. Öyleyse inanmış insan başkalarını aldatmaz. "Kitaptan sana vahyedileni oku ve namazı da kıl. Çünkü namaz kötü ve iğrenç şeylerden men eder" (Ankebut: 45).

Namaz kılan kişinin, Allah'ın huzurunda olduğunu düşünmesi gerekir. Aksi takdirde o namaz, ruhundan soyulmuş, şekilden ibaret kalmış olur. Allah'ı düşünerek namaz kılmak, insan ruhunu etkiler, onu iyiliklere yöneltir, ahlâkını düzeltir, kötülüklerden uzaklaştırır, insan ruhunda hiçbir olgunluk, bir düzelme meydana getirmeyen namaz, gerçek namaz sayılmaz, bir alışkanlıktan ibaret kalır. İbn Abbâs'tan nakledilen bir hadiste, "Kimin namazı onu fuhuştan ve kötülükten men etmezse o namazın, o insana, kendisini Allah'tan uzaklaştırmaktan başka bir katkısı olmaz" (Feyzu'l-Kadîr: 6/221) buyurulmuştur. Gerçi bu hadis zayıftır ama namazda huşu'nun, saygının önemini belirtmesi bakımından önemlidir. Hasan-ı Basrî de, "Kimin namazı kendisini fuhuştan ve kötülükten men etmezse onun namazı namaz değildir. O namaz, onun üzerine bir vebaldir" demiştir (Mehâsinu't-Te'vîl: 13/4752).

Kıldığı namazın her rekâtında, "Ya Rabbi bizi dosdoğru yola ilet" diye Allah'a yalvaran insan, bu ibadeti içtenlikle yapmış ve içtenlikle Allah'tan bunu dilemişse nasıl dilediğinin tersini yapar? Nasıl yalan söyler? O zaman onun ağzından çıkanı kulağı duymuyor, o kişi ne yaptığını bilmiyor demektir.
(Devam edecek)

DİĞER YENİ YAZILAR