Bir okurumdan gelen mektup

Okurum Remzi Keleş, İslâm'ı bilmeyen taklitçilerin, kendilerini tanrılaştıran ümmi şeyhlerin dinde, dini düşüncede sebep oldukları tahribat ve tahrifata değinerek şunları yazıyor

Haberin Devamı

Okurum Remzi Keleş, İslâm'ı bilmeyen taklitçilerin, kendilerini tanrılaştıran ümmi şeyhlerin dinde, dini düşüncede sebep oldukları tahribat ve tahrifata değinerek şunları yazıyor: "Bir yazınızda, 'Hz. Peygamber (s.a.v.)'in sade bir dini anlayış ve yaşayışı vardı. Bu tarikatçılık hiç aklıma yatmıyor. Ve ben bir Müslüman olarak kabul edemiyorum. Kimisi şeyhlik kuruyor, ziyaretçilerine bütün işlerini yaptırıyor, onları manen ve maddeten adeta sömürüyor. Kızlarını, ailelerini kandırıp akla gelmeyen rezaletleri yapıyorlar. Bazı tarikatçılar, sen benim inandığım fikirlere aykırı düşünüyorsun diye kadın erkek ayırmadan kaçırıp, akla gelmeyecek işkencelerle öldürüyorlar. Almanya'da, Fransa'da bulunan tarikatçıların, birbirlerinin camisine bile gitmediklerini bir arkadaşım anlatmıştı. Bu nasıl Müslümanlık? Müslümanlıkta ruhbanlık yoktur. Şeyhlik, bir nevi ruhbanlık olmuyor mu?' diyordunuz.

Bu şeyhler, insanların beyinlerini öyle yıkıyorlar ki Adıyaman'da senelerden beri bir şeyh olduğunu duyuyorum. Türkiye'nin her tarafından ziyaretçi geldiği söyleniyor. İlk şeyh, birkaç yıl önce ölmüş. Onun yerine kardeşi geçmiş. İlk şeyh ölmeden önce, bizim buradan onun ziyaretçi müdavimlerinden bir Müslüman, birkaç kişi sohbet sırasında Hz. Peygamberimizden bahsedince hemen söze girmiş ve 'Ölüyü bırakın, sağ olana bakın' diyerek şeyhi kastetmiş. Tabii orada bulunanlar kenidisine gereken cevabı vermişler.

Sayın Hocam, Müslümanlığımız şeyhlerin elinde, tarikatçıların elinde ne acıklı günlere kaldı görüyorsunuz. Daha çok yazılacak konular var. Zaman ve zemin müsait değil. Bu hususta da net görüş ve düşüncelerinizi bekliyorum. Azmi Keleş / Ordu."

Sorumluluk bireyseldir
Soru: Yirmi iki yaşında üniversite mezunu bir genç kızım. Orta ve lise öğrenimimi imam hatipte yaptım. Dini görevlerimi elimden geldiğince yerine getiriyorum. Nişanlım, başörtüsü takmamı istiyor. Bunu uygulamadığım takdirde kendisinin vebal altında kalacağını söylüyor. Örtünmezsem nişanlım vebal altında kalır mı? (Gül Emen / İstanbul)

Cevap: Din, her insanın özgür iradesiyle uyguladığı ibadetler, itaatlerdir. Başörtüsü takıp takmamak sizin iradenize bağlıdır. Sonucundan da siz sorumlusunuz. Sizin başörtüsü takıp takmanızdan kocanız sorumlu değildir. Sorumluluk bireyseldir. Kur'ân şöyle buyurur: "Hiç kimse bir başkasının günah yükünü, yani vebalini taşımaz. Ne baba çocuğunun yaptığından ceza görür, ne de çocuk babanın yaptığından ceza görür."

DİĞER YENİ YAZILAR