Bir okurumdan gelen mektup

Çok doğru bir noktaya temas eden, uzak yol kaptanı ve Kıbrıs gazisi okuyucum Mehmet İnal Kolburan'ın bana gönderdiği mektubu aynen yayınlıyorum

Haberin Devamı

Çok doğru bir noktaya temas eden, uzak yol kaptanı ve Kıbrıs gazisi okuyucum Mehmet İnal Kolburan'ın bana gönderdiği mektubu aynen yayınlıyorum.

"Sayın Hocam Süleyman Ateş,

Sevgi ve saygılarımı sunarak zatıalinizle cuma namazı hakkında seneler sonra vardığım bir sonucu paylaşmak ve görüşünüzü almak istiyorum. İlmihal kitabınızda cuma namazının kimlere farz olduğunu anlatırken birinci madde olarak 'erkek olmak' diyordunuz. Tefsirinizde ise 'insanları cumaya çağıran ayetin söylemi geneldir, erkekleri de kadınları da kapsar' diyorsunuz. Bu ifadenizi okumak beni çok mesut etti. Seneler önce yine sizin mealinizi okuyunca aynı sonuca varmıştım çünkü Ekber Allah, çeşitli ayetlerde resulünün ağzından, 'inananlar, inanan erkekler, inanan kadınlar...' diye hitap ediyordu. Nasıl olur da şüpheli bir hadisle cuma namazı yalnız erkeklere farz oluyordu? Resulü, Ekber Allah'ın hitabını nasıl değiştirebilirdi? Uzak yol kaptanı olarak birçok memleketin mescitlerinde cuma namazı kılmak kısmet oldu. Ancak Endonezya'da kadınların erkeklerle aynı safta fakat ayrı tarafta namaz kıldığına şahit oldum. Yüzyıllardır kadınlara cuma namazını yasaklayan ulema, bu kararların sorumluluğunu nasıl çekecek, mahşerde nasıl cevap verecekler? Akıl kullanmadan nakil kullanan bu kişileri Allah affetsin. Artık Diyanet'in vakit geçirmeden cuma namazının kadınlara da farz olduğunu açıklayıp camilerimizde onlara genişçe yer ayırmaları gerekmez mi? Sevgilerimi sunuyorum."

Takva sahibi, kuşkulu şeylerden uzak durur
Soru: Ticari işlemlerde kaparo adı altında alınan paralar hakkında bilgi verebilir veya bir kaynak gösterebilir misiniz? (Sakine Ünver)

Cevap: Bu durum, alanla satan arasındaki sözleşmeye bağlıdır. Kaparoyu alan kimse, geri dönüldüğü takdirde parayı iade etmeyeceğini söylemiş, alıcı da buna razı olmuş ise kaparoyu iade etmeyebilir. Çünkü o kişi, malın satıldığını düşünerek başka birisine satmaz, alıcı da pişman olup dönerse satıcı zarara uğrar. Ama her ne olursa olsun kaparonun iade edilmemesi dinen caiz olsa da takvaya uygun değildir. Takva sahipleri kuşkulu şeylerden kaçınır, aldıkları kaparoyu da geri verirler.

Ayrıca fıkıh kitaplarının ticaret konularına bakabilirsiniz. Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi'nin ticaret, akit ve benzeri maddelerinde bu konuda bilgi olmalıdır. Sayın Prof. Dr. Hayrettin Karaman'ın İslâm Hukuku adlı eserinde, Ömer Nasuhi Bilmen'in Fıkıh Bilimi Terimleri adlı eserinde aradığınızı bulabilirsiniz. Ayrıca Hasan Ege tarafından Türkçe'ye çevrilen "Dört Mezhebin Fıkıh Kitabı" da kaynak sayılabilir.

DİĞER YENİ YAZILAR