Bir okurumdan anlamlı mektup

Bursa'dan Melih Kadıoğlu'na güzel ve anlamlı mektubu için teşekkür ederim. Özetle diyor ki: "Sayın Süleyman Ateş, Kur'ân-ı Kerim'i sizin tefsirinizden öğrendim

Haberin Devamı

Bursa'dan Melih Kadıoğlu'na güzel ve anlamlı mektubu için teşekkür ederim. Özetle diyor ki: "Sayın Süleyman Ateş, Kur'ân-ı Kerim'i sizin tefsirinizden öğrendim. İncili biraz biliyorum. Tevrat ve Zebur'u okumadım. Fakat sonuçta bütün bu dinlerin tek Tanrı inancında birleştiğini öğrendim. Öyleyse neden bu ayırımcılık? Neden bir tek Tanrı inancı üzerinde birleşmiyoruz da detaylara giriyoruz? Zaten Kur'ân bu dinlerin tamamını tanıyor ve hatta saygı duyuyor.

Bugün Vatikan'da Sisteen Chapel'in tavanına bakarsanız, orada Leonardo da Vınci'nin, Hazreti İbrahim'e gökten koç indiren meleklerin tasvirini görürsünüz. Hem de devasa boyutlarda. Floransa'da Santa Maria Kilisesi'nin bronzdan yapılmış kapısında da aynı kabartmalar var.

Bugün , 50-100 milyon yıldır yeryüzünde varolan hayatın derinliğine ve evrenin milyonlarca ışık yılı uzaklıktaki galaksilerine, dünyada Extremofiller'in inanılmaz yaşam biçimlerine, sonsuz negatifle ilgilenen Quantum fiziği kurallarına baktığımızda artık bu kısa ve çok yakın bir zaman önce olmuş bitmiş işlerle ilgilenmek yerine, görüş açımızı daha çok derinleştirme ve genişletme zamanı gelmedi mi?

Sizin gibi din alimlerine çok büyük görevler düşüyor. Ne olur, bize bu iyiliği yapın! Hıristiyan, Müslüman, Yahudi, Budist demeden insanlığı bir tek Tanrı görüşü altında birleştiremez miyiz? Bu futbol takımı tutmaya benzemez. Evrenden ve onun dehşetengiz büyüklüğünden ve düzeninden bahsediyoruz.

Bilimsel keşifler ve veriler, bizi, evrenin yaratıcısı, büyük bir Tann anlayışına götürmeli. İşte o zaman daha vicdanlı, daha toleranslı ve sevgi dolu olabiliriz ve o zaman evren bize gereken cevabı verecektir. Beklediğimiz cevap mutluluktur. İnsan, tarihi boyunca hiç mutlu olmadı. Savaşlar, cinayetler, ölümler, kıskançlıklar, fitne, fesat içinde boğuşup durdu. Din adına anarşistler, terör odakları türedi. Artık bitsin bu dinler, mezhepler ve ırklar arsındaki kısır çekişmeler ve insanlık kendine dönsün. Sevgi ve saygılarımla."

Cevap: Melih Bey tefsirimi okuduğuna göre Tanrı'dan gelen dinlerin, nasıl birleştirici, uzlaştırıcı ve din birliğine yönlendirici olduğu yolundaki vurgularımızı görmüş olmalıdır. Ömrümün büyük bir kısmını ilahi dinlerin özde birliğini anlatma mücadelesiyle geçirdim. Ama bağnazların iftiralarına uğradım. İnsanları dinin bu geniş anlayışına getirmek pek kolay olmuyor.

Kendilerini din temsilcileri görenler, dini çıkarları doğrultusunda yorumlayıp saldırı aracı haline getirmişlerdir. Bu, her din için söz konusudur. Ama biz yine Kur'ân'ın sunduğu tevhid-de (tek Allah inancında) birleştirme uğraşımızı sürdüreceğiz. Çünkü Kur'ân insanlığı böyle bir inançta birleşmeye çağırmaktadır: "De ki: Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah'a tapalım. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, birbirimizi Allah'tan başka tanrılar edinmeyelim" (Âl-i İmran: 64).

DİĞER YENİ YAZILAR