Konuşmasına Allah'a hamd-ü sena ile başlayan Ayşe şöyle devam etti: "İnsanlar Osman'dan ve onun yöneticilerinden bize şikâyette bulunurlar, bizim görüşümüzü alırlardı. Biz de onlara güzel öğütler verir, uzlaştırıcı sözler söylerdik. Osman'ın suçsuz, Allah'tan korkan biri olduğunu, fakat onların (şikâyetçilerin) suçlu, yalancı olduğunu anlardık. Art niyetliydiler, söylediklerinden başka şeyler yapmak istiyorlardı. Çoğalıp güçlenince Osman'ın evini kuşattılar, kanını heder ettiler, haram mal yediler ve bir meşru sebep yokken Haram Kenti çiğnediler. Şimdi Osman'ın katillerini yakalayıp Allah'ın Kitabı'nı uygulamaktan başka seçeneğiniz yoktur. Baksana şu kendilerine Kitap'tan bir pay verilmiş olanlara, Allah'ın Kitabı'nın aralarında hükmetmesine çağrılıyorlar da (sonra onlardan bir grup bundan yüz çeviriyor)" (Ömer Rıza Kehhâ-le, el-A'lâm li'n-Nisâ: 3/47).
Kuşkulu bir rivayet
Ayşe'nin komuta ettiği orduya katılmayan Ebubekre, sebebini şöyle anlatmıştır: "Peygamber Aleyhisselâm, Kisrâ'nın kızının İranlılara kraliçe olduğu haberini duyunca buyurdu ki:'Başlarına bir kadın geçiren kavim, asla iflah olmaz.'Allah, beni bu sözle yararlandırdı da o savaşa katılmadım" (Buhârî, Fiten: 18; Fethu'l-Bârî: 8/97). Bu rivayette taşlanan, kuşkusuz Hz. Ayşe'dir. Peygamber Aleyhisselâm, gerçekten öyle söylemiş olsaydı, Hz. Ayşe'nin Cemel Olayı'na katılmaması, Talha ve Zübeyr'in de onu başlarına geçirmemeleri gerekirdi. Kur'ân'a ters, olaylara da aykırı olan bu rivayetin doğruluğu kuşkuludur.
Medine'ye gönderdi
Ayetlerin genel anlamı, böyle vâhid haberiyle daraltılamaz. Eğer bu rivayet doğru ise sadece Ebubekre'yi bağlar. Çünkü diğerleri bunu bilmedikleri için uygulamamışlardır. Diğer sahâbîlerin bilmediği ve uygulamadığı bir kişi haberi, nasıl din hükmü olur? Zaten bu, gerekli bir din hükmü olsaydı, Peygamber Aleyhisselâm bunu ilan eder ve ashabına böyle bir şey yapmamalarını bildirirdi.
Savaşta muhalifler yenilince askerleri içinde, yenilen düşmanın erkeklerini köle, kadınlarını cariye yapmak isteyenlerin önerilerini, "Anneniz Ayşe kimin payına düşecek?" diyerek tersleyen Hz. Ali, saygıyla karşıladığı Hz. Ayşe'yi, muhafızların koruması altında Medine'ye gönderirken ona siyasete karışmamasını öğütlemiştir. O tarihten sonra Hz. Ayşe siyasete kanşmamıştır.
Bir kişinin söylediği din hükmü olamaz
Konuşmasına Allah'a hamd-ü sena ile başlayan Ayşe şöyle devam etti: "İnsanlar Osman'dan ve onun yöneticilerinden bize şikâyette bulunurlar, bizim görüşümüzü alırlardı
Haberin Devamı

