Sorulan bir soru üzerine, VATAN Gazetesi'ndeki köşemde namazların birleştirilerek kılınması sorununu, altı gün süren bir seri yazıda bütün delilleriyle açıklamaya çalıştım. Ta ki bu konuda kuşku kalmasın. Hürriyet Gazetesi'nden bir yazar, benimle telefon irtibatı kurarak bu konudaki görüşlerimin izahını istedi. Meseleyi ona da özetledim. "Bu mesele yeni bir şey değildir. Dine yeni bir şekil verme (reform) değildir. Peygamberimizin zaman zaman yaptığı uygulamanın, aynı şartlar altında hayata geçirilmesidir" dedim.
Değerli arkadaşım Prof. Dr. Hayrettin Karaman, aynı gazeteye verdiği beyanatta, benim konu bulamamaktan ötürü bu meseleyi sık sık dile getirdiğimi, Kur'ân'da somut olarak beş vakit geçmemekle beraber Peygamberimizin her zaman beş vakit kıldığını, bizim için onun örnek olduğunu belirtiyor ve "Bugün de fevkalâde durumlarda öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı birleştirmek mümkündür" diyor.
Delillerini anlattım
Şimdi bu sözde çelişki yok mu? Peygamberimiz her zaman ayn ayrı beş vakit kılsa, hiç cem yapmamış olsaydı artık bugün olağanüstü hallerde namazın cem edilebileceğinden söz edilebilir miydi? Demek ki Peygamberimiz, bazı durumlarda öğleyle ikindiyi, akşamla yatsıyı birleştirerek kılmıştır. Ben bundan farklı bir şey mi söyledim? Ancak soranları tatmin için bunun bütün delillerini anlattım. Yazım ortadadır.
Aslında sayın Prof. Karaman da benim söylediğimden farklı bir şey söylemiyor. Namazları ayrı ayrı kılmak Peygamberimize uymak olduğu gibi zaman zaman birleştirerek kılmak da Peygamberimize uymaktır. Her iki örnek de onun uygulamasından gelmektedir.
Biz örnek olmalıyız
Bu meseleyi ilâhiyatçılar bilmiyor değiller, biliyorlar. Hatta zaman zaman uyguluyorlar. Ama bu kolaylığı halka açıklamıyorlar. Tepkiden çekindikleri için mi bilemem? Oysa halk bize örnek değil, biz halka örnek olacağız. Dinin bir kolaylığını, ruhsatını halktan gizlemeye hakkımız yoktur. Yoksa dinin ruhsatlarından sadece ilâhiyatçılar mı istifade etme rüçhaniyetine sahiptirler?
Bizim bunu açıklamamız, konu bulmakta sıkıntı çekmemizden kaynaklanmıyor. Önümde, anlatmak için ömrümün yetmeyeceği kadar çok konu var. Doğrusu ben bu sözü, gerçekten sevdiğim, kardeş bildiğim, uzun ve sağlıklı ömür dilediğim değerli arkadaşıma yakıştıramadım. Ama ne diyeyim, "Er, yarın Hak Divanı'nda bellolur."
Bir açıklama ve sitem...
Sorulan bir soru üzerine, VATAN Gazetesi'ndeki köşemde namazların birleştirilerek kılınması sorununu, altı gün süren bir seri yazıda bütün delilleriyle açıklamaya çalıştım
Haberin Devamı

