SORU: Galile, astronomi konusundaki bilgilerini açıkladığı için yargılanmıştı. Acaba o dönemde İslâm âlimlerinin bilgileri ne durumdaydı? (Y. Gökçe Ketenci)
CEVAP: Bilindiği üzere Galile (Galileo), 1564-1642 yılları arasında yaşamış bir İtalyan astronomu ve fizikçisidir. Matematikte, fizikte, optikte birçok buluşa imza atmış, astronomide Batlamyus tezini çürütmüş, Kopernik teorisinin doğruluğunu ileri sürmüştü. Dünyanın döndüğünü söylediği için engizisyon mahkemesinde yargılanmış, güçlükle kendisini savunmuş, sonunda diz çökerek Kopernik öğretisinden vazgeçtiğini kabullenmek zorunda kalmıştı. Kalkarken ayağını yere vurarak, “Eppursi muove
(her şeye rağmen dünya dönüyor)” dediği söylenir (Meydan Larousse 4/924).
17.yüzyılda Avrupa bilimsel yönden bu durumdayken İslâm âleminde bilimin güneşi bütün şaşaasıyla parlıyordu. “Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak sağduyu sahipleri öğüt alır” (Zümer: 59/9) diyen Kur’ân’dan ilham alan İslâm bilginleri çok çalıştılar, bilim dünyasına çok şey kazandırdılar. Pakistan’ın ünlü şairi M. İkbal’in dediği gibi İslâm Peygamberi, tarihi şahsiyet olarak ortaçağa ait ise de mesajındaki düşünce yapısıyla yeni ve modern çağa aittir. Kendinden önceki peygamberler, insanı sarmalayan doğa hakkında açık bir fikir vermeyen ve net olmayan birtakım inanç prensipleri getirmişlerdi. Oysa Hz. Muhammed’in mesajı dinsel inançlarda, Allah ve ahiret hakkında gayet net bilgiler verdiği gibi doğa hakkında da açık düşünceler vermektedir.
Kur’ân’a göre bilginin iki kaynağı vardır: İnsanın nefsi, ruhun üst düzeyi olan bilinç ile dış doğa. İnsan nefsi, doğadan gelen verileri değerlendirerek hükümler verir, bilgiye ulaşır. Bütün varlıkları Allah’ın birer ayeti kabul eden Kur’ân, “Kur’ân’ın gerçek olduğunun anlaşılması için onlara âfâk(doğa)daki ve kendi içlerindeki ayetlerimizi göstereceğiz” (Fussilet: 53) ayetiyle bilginin bu iki kaynağına işaret etmiştir. Güneşi, ayı, gölgenin uzayıp kısalmasını, gece gündüzün değişimini, akan ırmakları, denizleri, kanatlarını çırpıp uçan kuşları, hasılı insan duyusuna çarpan bütün doğa varlıklarını Allah’ın birer ayeti kabul eden Kur’ân, bu varlıkları incelemeyi emretmektedir. “De ki: Göklerde ve yerde olanlara bakınız, onları iyice düşününüz” (Yunus: 101).
DEVAM EDECEK
“Bilenle bilmeyen bir olur mu?”
Haberin Devamı

