Soru: Son zamanlarda "Haniflik" diye bir söylem ortaya çıkarttılar. Hans von Aiberg adında birisi, "Eski alimlerin, ermişlerin bin yıldır görmediği bu dini ben gördüm" diyor ve Hanifliği adeta yeni bir din gibi ortaya koyuyor. Bu kişi, "Kur'ân'da namaz üç vakittir" diyor. Sanırım siz de benzer bir şey söylemiştiniz. Peygamber efendimiz de üç vakit mi kılmıştır? Bu kişi ayrıca Kur'ân'da başörtüsüyle ilgili Nur Suresi 31'de geçen "humurihinne" kelimesinin Sanskritçe orijinli bir kelime olduğunu, aslında "saç" anlamına geldiğini, dolayısıyla başörtüsü örtmenin gereksiz, hatta zararlı olduğunu ileri sürmektedir. Bu konulardaki değerli görüşleriniz nedir? (Tarık Turan)
Cevap: Önce o dediğiniz müstear isimli kişi, öyle din uzmanı falan değildir. Söyledikleri de kendi düşünce ürünü değil, bizim yazdıklarımızı aşırmadır. Bir zamanlar bu adam birtakım hayali bilgileri Kur'ân bilgisi diye ortaya sürdü. Kitapları o kadar çok sattı ki, sormayın. İnsanlar hayali şeyleri kabule yatkındır. Namaz vakitlerine gelince. Kur'ân'da üç vakit anılır. Bunlar, sabah, akşam ve gece namazlarıdır.
Ancak Paygamberimiz, kendi içtihadıyla öğle, ikindi ve yatsı namazlarını da cemaatle kıldırmışlar. Peygamberimizin her zaman cemaatle kıldırdığı namazlar, ümmet için de farz olur. Bu bakımdan beş vakit namaz farzdır ama Kur'ân'da anılan namaz vakitleri üçtür. Kur'ân'da anılan vakitler dışında namaz kılmak Kur'ân'a aykırı hareket etmek değildir.
Peygamberimiz, cemaatle kıldırdığı farz namazlar dışında, bireysel olarak da namaz kılmıştır. Bunlara sünnet denilir. Peygamberimizin kıldığı bu nafile namazlar, Kur'ân'a aykırı ibadet mi sayılır? Namazın temel amacı Allah'ı anmaktır. "Beni anmak için namaz kıl" (Tâhâ: 14). Kur'ân'da, "Ey inananlar, Allah'ı çok anınız" buyurulmaktadır. İnsan ne kadar namaz kusa o kadar iyidir. Kur'ân'da emredilen asgarisidir. Fazlasının ne zararı var? İnsanın üstüne farz olan, malının kırkta birini zekat vermektir. Bu adam tutar da malının 10'da birini verirse yanlış mı yapmış olur?
Himar, Arapça'da örtü demektir. Humur, himarın çoğulu olup örtüler demektir. Kur'ân indiği zaman bu kelime, Arapça'da örtü ve özellikle baş örtüsü anlamına geliyordu. Bu kelimenin Sanskritçe'de saç anlamına gelip gelmediği bizi ilgilendirmez. Kur'ân Sanskritçe değil, Arapça indirilmiştir. Peygamber döneminde Yemen'de çıkmış olan yalancı bir peygamber vardı. Asıl adı Abhala olan bu kişi, yüzünü bir örtüyle kapattığı için Zulhimar (örtülü) lakabıyla anılırdı. Zulhimar saçlı demek değil, örtülü demektir. Eğer himar saç anlamına gelseydi ona saçlı lakabı verilmezdi. Çünkü o zaman zaten bütün erkekler saçlıydı. Ama erkekler yüzünü kapatmazken o kapattığı için ona bu sıfat verilmiştir.
"Beni anmak için namaz kıl"
Önce o dediğiniz müstear isimli kişi, öyle din uzmanı falan değildir. Söyledikleri de kendi düşünce ürünü değil, bizim yazdıklarımızı aşırmadır. Bir zamanlar bu adam birtakım hayali bilgileri Kur'ân bilgisi diye ortaya sürdü. Kitapları o kadar çok sattı ki, sormayın
Haberin Devamı

