Bedeni hareket ettiren ruhtur

"Allah sizi, yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz fakat kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, halimdir." (Bakara: 92/225) ayetinde de insanın, kasıtsız olarak yapılanlardan değil, bilinçli olarak yapılan yeminlerden sorumlu olduğu belirtilmektedir

Haberin Devamı

"Allah sizi, yaptığınız kasıtsız yeminlerinizden sorumlu tutmaz fakat kalplerinizin kazandığı (bile bile yaptığınız) yeminlerden sorumlu tutar. Allah bağışlayandır, halimdir." (Bakara: 92/225) ayetinde de insanın, kasıtsız olarak yapılanlardan değil, bilinçli olarak yapılan yeminlerden sorumlu olduğu belirtilmektedir. Belki aynı olan bir eylem, niyetin başkalığından ötürü sevap veya günah olabilir. Allah rızası için fakirlere sadaka vermek sevap, gösteriş için sadaka vermek ise gizli şirke varan kötü bir eylemdir.

"Allah sizin ne cesetlerinize ne de suretlerinize bakmaz, fakat kalplerinize bakar" (Müslim, Birr: 33; İbn Mace, Zühd: 9) hadis-i şerifi, niyetin önemini belirtir. Her hususta ihlâs şarttır. Niyet, kalbi ibadete hazırlamak, yaptığını bilmek içindir. Zaten, "Beni anmak için namaz kıl" (Tâhâ: 14), "Ey inananlar, sarhoşken namaza yaklaşmayın ki ne dediğinizi bilesiniz" (Nisa: 43) ayetleri de ancak bilinçli olarak yapılan eylemlerin değer taşıdığını vurgulamaktadır. Zaten bilinçsiz, akıl gücünden mahrum insanlar dinden ve yasalardan sorumlu değillerdir. Bağnaz, bilinçsiz yorumlardan uzak durmak gerekir.

Soru: Kâfirler için olan azap ebedi midir, yoksa kafirler cehennemde çok uzun bir süre yandıktan sonra cehennemden çıkacaklar mıdır? Aynı durum müşriklerle münafıklar için de geçerli midir?

Cevap: Sorduğunuz bu önemli konuda ayrıntılı izahat yapmam için sütunum yeterli değildir. İsterseniz ayrıntılı izahatı Kur'ân Ansiklopedisi adlı eserimizin "Azap" maddesinde bulabilirsiniz. Burada şu kadarını söyleyebilirim. Allah kulu yakmıyor. Allah kulunu sevdiği için ona verdiği düşünce nimeti yanında yol gösterici peygamberler ve bilginler de görevlendirmiştir. Amaç, kulu ebedi mutluluğa yöneltmektir. Ama her şeye karşın kul, nefis ve şeytan olgusuna yenik düşerek kötülük yapmaktadır. İşte o yaptığı kötülükler manen, ruhunu yakan azaplara dönüşmektedir. Nefis ve şeytan olmasa insan melek olur. O zaman da sorumlu olmaz ve yaratılışındaki amaç gerçekleşmez. Kötülük dürtülerini yenip iyiliğe yönelenler yücelirler.

Kötü eylemlerin azabından korunmak için onların izini tevbeyle, güzel eylemlerle silmek gerekir. Kur'ân, yapılan iyiliklerin, kötülüklerin izini gidereceğini belirtmektedir.

Ebedi azap diye bir şey olmaz. Kur' ân, iyilik yapana on kat sevap verileceğini, kötülük yapana ise sadece yaptığı kötülük kadar ceza verileceğini belirtmektedir. Yapılan iyiliğe fazlasıyla ödül vermek erdemdir. Ama bir kötülüğe, fazlasıyla ceza vermek zulümdür. Allah zulümden münezzehtir. (Devam edecek)

Duyuru: 30-31 Ekim günleri Sultan Ahmet Camii avlusundaki Kitap Fuarı'ndaki Yeni Ufuklar standında, saat 14.00'ten itibaren kitaplarımı imzalayacağımı arz ederim. S.A.

DİĞER YENİ YAZILAR