Önder Özer adlı okurumun, üç sorusundan ikisini dünkü yazımda cevaplamıştım. Okurumun üçüncü sorusunu, hatırlatmak için bir kez daha veriyorum: "Tasavvuf kelimesinin anlamı, 'Tanrı'nın niteliğini ve evrenin oluşumunu, varlık birliği (vahdet-i vücut) anlayışıyla açıklayan dini ve felsefi akım'dır. Varlık birliğinin anlamı ise, 'Yaratılanla yaratanın bir oluşunu, tek kaynaktan geldiğini savunan tasavvuf görüşü, vahdet-i vücut'tur. 'Yaratılanla yaratan bir kaynaktan geldi' görüşü dinimize uygun mudur?"
Cevap: Tasavvuf kelimesinin kaynağı hakkında çeşitli görüşler varsa da en ağırlıklı görüş, bu kelimenin, yün anlamındaki "sûf" kelimesinden türemiş olmasıdır. Mutasavvıflar, bedensel rahat ve konfordan kaçınmak için kıldan, yünden yapılmış kaba kumaşlar giymeyi âdet edinmişlerdi.
Yün gömlek giymeye tasavvuf, bu gömleği giyene mutasavvıf denmiş ve böylece nefislerinin rahatıyla uğraşmayan, bedenden çok ruhun gelişmesi için çalışan akıma "Tasavvuf" adı verilmiştir. Hasan-ı Basrî (r.a.) şöyle demiştir: "Yetmiş Bedir gazîsine yetiştim, giysileri yün idi."
Yün elbise giymek
Onlar dünya ziynetini bıraktıkları, açlıklarını giderecek, ayıplarını örtecek kadar bir geçimle yetinip ahiret kaygısına düştükleri için yün giysiyi tercih etmişlerdi. Çabalarını Mevlâ'ya hizmet yoluna harcadıkları, himmetlerini ahirete çevirdikleri için nefsin zevklerini ve rahatını sağlamaya dalmamışlardı.
Az geçimle yetinme, nefsin arzu ettiği yumuşak giysilerden kaçınma prensipleri, ilk zahitlerin bu isimle anılmalarının temel nedenidir. Onların yoluna girmek isteyen müptedî (ilk başlayan), kendisini kıt kanaat geçinmeye alıştırmalı, yemeğinin giyimi gibi olması gerektiğini bilmelidir ki yolunda bilinçle yürüsün. İşte yün elbise giymekte bu anlama işaret de vardır.
Kendisinden yarattı
İlk mutasavvıflarda vahdet-i vücut (varlık birliği) düşüncesi yoktur. Cüneyd-i Bağdadî, tevhîdi, "Kadîmi, yani öncesiz olan Allah'ı, muhdesten (yani sonradan var olan yaratıklardan) ayırmaktır" şeklinde tanımlamıştır.
Varlık birliği düşüncesi, Muhyiddin ibn Arabî ile birlikte İslâm tasavvufuna hakim olmuştur. Fakat bu sözle yaratılmışların, yaratanla aynı olduğunun kastedildiği sanılmamalıdır. Allah, yaratıkları başka bir varlıktan değil, kendisinden yaratmıştır. Çünkü ezelde Allah'tan başka bir varlık yoktur. Evreni yaratmak dileyince bu varlıklar Allah'ın kendi düşüncesinden hasıl olmuştur.
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
Bedenden çok ruhun gelişmesi önemlidir
Tasavvuf kelimesinin kaynağı hakkında çeşitli görüşler varsa da en ağırlıklı görüş, bu kelimenin, yün anlamındaki "sûf" kelimesinden türemiş olmasıdır
Haberin Devamı

