Bazı rivayetler dinin ruhuna uygun değil

Soru: Cuma namazını kılmış olduğum bir camide vaaz dinledim. İmam, kurban kesmenin Sünni mezheplerin üçünde sünnet, benim inandığım Hanefi mezhebinde ise vacip olduğunu söyledi

Haberin Devamı

Soru: Cuma namazını kılmış olduğum bir camide vaaz dinledim. İmam, kurban kesmenin Sünni mezheplerin üçünde sünnet, benim inandığım Hanefi mezhebinde ise vacip olduğunu söyledi. Doğrusu çok şaşırdım. Cami imamı vaazında, "Hali vakti yerinde olup da kurban kesmeyen kişi mabedime gelmesin" şeklinde bir hadisten söz ederek cuma cemaatinden hali vakti yerinde olanları kurban kesmeye mecbur bırakmaktadır. Böyle bir hadis var mıdır? Eğer yoksa veya çok zayıf bir hadis ise yüzlerce kişiyi zorunluluk altında bırakabilecek böyle bir açıklamayı yapmak ne derece doğrudur? İnanıyorum ki güzel Peygamberimiz, cemaati camiden soğutabilecek böyle bir söz söylememiştir. O daima sevgi, beraberlik ve dayanışma ilkelerini işleyen, Allah'ın bizlere ve bütün âlemlere bir rahmetidir. Bu konu sizden bilgi rica ediyorum. (M. Hikmet Aktun Bakırköy İstanbul)

Cevap: İmamın cemaate okuduğu hadis, bazı hadis kitaplarında varsa da hadisçiler, bu hadisin râvilerinden Abdullah ibn Ayyaş'ın zayıf hatta bazdan rivayetinin kabul edilmez olduğunu söylemişlerdir (Bkz. İbn Mâce, Adâhî, b. 2. h. 3123). Yani bu hadis zayıftır. Zaten hadisin üslubu, Hz. Peygamber'in üslubu değildir. Peygamber hiçbir insanı mescidinden kovmamıştır. Bu tür rivayetlere tergib ve terhib rivayetleri denilir. Bunlar insanları belli bir ibadete teşvik için Peygamber döneminden sonraki çağlarda üretilmiş uyana, korkutucu sözlerdir. Dinin inancına ve hukukuna ilişkin olmayan bu tür rivayetlerin sağlam olup olmadığı üzerinde hadisçiler fazla durmadıkları için bu rivayetler yayılmış, kitaplara da girmiştir. Ama bunlar dinin ruhuna aykırı şeylerdir.

Gerçekte Kurban Bayramı'nda hacda olmayanlara kurban, üç mezhebe göre sünnettir. İbn Hazm'a göre hiçbir sahabiden, kurbanın vacip olduğu hakkında sağlam bir rivaet yoktur. Yalnız İmamı A'zam'a göre yolcu olmayan zengine kurban kesmek kifayeten kuvvetli sünnettir. Peygamber (s.a.v.) kurbanın, İbrahim'den kalma bir sünnet olduğunu buyurduğu gibi Abdullah ibn Ömer de kurbanın sünnet olduğunu söylemiştir. Muhammed ibn Şirin şöyle demiş: "Hz. Ömer'in oğlu Abdullah'a'Kurban vacip mi?'diye sordum.'Allah'ın Elçisi (s.a.v.) kurban kesti, ondan sonra Müslümanlar da kestiler. Bu, böylece sünnet oldu (İslâmi bir gelenek haline geldi)'dedi." (İbn Mâce, Adâhî: b. 2, h. 3124).

Ebû Eyyûb el-Ensârî de şöyle demiştir: "Adam kendisi ve hane halkı için bir koyun kurban keserdi. Yerler ve yedirirlerdi. Nihayet halk bununla övünür hale geldi de bu gördüğün hale geldi (insanlar kurban kesmede birbiriyle yarışır oldular)." (Tırmizî, Adâhî, 10) sözü de bir aileye bir kurbanın yeterli olduğunu, Peygamber döneminde öyle herkes tarafından kurban kesilmediğini gösterir.

DİĞER YENİ YAZILAR