Bazı mutasavvıflarda görülen hurafeler(9) İlginç olayları hayra yorun

Kur'ân'ın birçok ayetinden uğursuzluğun olmadığı, kötü işlerin, insanların yanlış davranışları yüzünden meydana geldiği anlaşılır, İslâm'da sum tutmak, kâhinlerden haber sormak, tark, arâfe ve iyâfet yasaklanmıştır

Haberin Devamı

4- Ölülerden medet ummak: Yaygın hurafelerden biri de ölülerin türbelerini ziyaret ederek onlardan yardım beklemektir. Hastalıktan kurtulmak, bahtın açılması, çocuk sahibi olmak gibi dileklerin gerçekleşmesi için din bilginlerine veya şeyhlere ait türbeleri ziyaret edip mum yakmak, bez bağlamak, taş yapıştırmak ve adak adamak suretiyle ölülerin ruhlarından medet ummak hurafedir. Ağaçlara bez bağlamak da şirk kokusu veren hurafelerdendir.

5- Cinlerle ilgili hurafeler: Halk arasında cinlerin, özellikle kadınları etkilediği insanları çarptığı, delirttiği ve çeşitli ruh hastalıklarına sebep olduğu inancı yaygındır. Cinlerin saldırısından korunmak için cincilere başvurup muska yazdırmanın ve bunu taşımanın gerekliliğine inanmak da batıldır.

Hurafelerin Kur'ân'da ve daha geniş anlamıyla İslâm öğretisinde herhangi bir temeli yoktur. Çeşitli ayetlerde gaybı, gökte ve yerde Allah'tan başka kimsenin bilmediği, Peygamber de dahil, hiç kimsenin, yarını bilmeyeceği vurgulanmıştır (Nemi: 48/65, Hûd: 31, En'âm: 50, Lokman: 34, vb.).

Hz. Ayşe, "Kim Muhammed, yarını bilirdi derse Allah'a iftira etmiştir" demiştir. Bundan dolayı falcılık yasaklanmıştır (Mâide: 3, 90). Hadislerde de arrâflık, falcılık ve kâhinlik yapmak, gaybdan haber almak için bu tür yollara başvurmak, Allah'a ortak koşup Peygamber'i ve onun getirdiği vahiyleri inkâr etmek anlamına geldiği bildirilmiştir. Ayrıca İslâm'da uğursuzluğa inanmanın doğru olmadığı, bu düşüncenin insanı şirke götürebileceği bildirilmiş, ilginç görülen nesne ve olayların hayra yorulması öğütlenmiştir.

"Onlara bir iyilik geldiği zaman 'Bu, bizimdir (kendi becerimizle bunu elde ettik)' derler. Kendilerine bir kötülük ulaşırsa, Musa ve onunla beraber olanları uğursuz sayarlar (onların yüzünden belaya uğradıklarını sanırlar)dı. İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındadır fakat çokları bilmezler" (A'râf: 52/131).

A'râf Suresi'nin 131'inci ayetinde, İsrailoğulları'nın, iyilik bulduktan zaman onu kendilerinden bildikleri ama başlarına bir kötülük gelirse onun Musa yüzünden başlarına geldiğini söyledikleri, Musa'yı uğursuz saydıkları kınayıcı bir üslupla anlatılmaktadır. Kur'ân'ın birçok ayetinden uğursuzluğun olmadığı, kötü işlerin, insanların yanlış davranışları yüzünden meydana geldiği anlaşılır, İslâm'da sum tutmak, kâhinlerden haber sormak, tark, arâfe ve iyâfet yasaklanmıştır. Allah'ın Elçisi (s.a.v.)'nin, "İyâfet (kuş kovmak: kovulan kuş sağa giderse iyiye yorup işi yapmak, sola giderse uğursuz sayıp o işten vazgeçmek), tark (bahtı öğrenmek için kuma vurmak, yani remel atmak), cibtten, yani şirktendir" buyurduğu rivayet edilmiştir.

Yarın: Kuş kovarak iş yapılmaz.

DİĞER YENİ YAZILAR