Bazı kimseler güzelleşmek sevdasına yüzlerine adeta kilolarca boya, allık pulluk sürerler. İşte bu da güzelleşmek değil, kişinin kendisinden kaçması, kişiliğini bozmasıdır. Yoksa her insanın bir güzel yanı, kendine özgü bir kişiliği vardır. Onu değiştirecek biçimde değil fakat güzelleştirecek biçimde süslenmek mubahtır, hatta müstehabdır (buna teşvik edilmiştir).
Kur'an, cahillerin uydurdukları hurafeleri kaldırmış, bunların din kuralı değil, Allah'a iftira olduğunu vurgulamıştır. İslâm, her şeyin bilgiye, akla dayanmasını ister. Körü körüne taklidi kınar. Sağduyuya ters düşen düşünce ve eylemleri kabul etmez. Çünkü böyle inançlar, insan ruhunu sonunda putçuluğa sürükleyebilir. İslâm ise putçuluğun açık ve gizli biçimleriyle savaşmıştır. Müfessirlerin açıklamasına göre Mekke'de İsmâîl dinini ilk değiştiren, putlar diken, bahîre, şaibe, vasîle ve ham geleneklerini koyan kişi, Mekke hakimi Amr ibn Luay Huzâî'dir. Hz. Peygamber (s.a.v.) onun hakkında, "Amr ibn Amir Huzâî'yi gördüm, cehennemde bağırsaklarını çekiyordu. Şaibeleri ilk salıveren oydu" demiştir.
Başlıca hurafeler
1- Tanrılıkla ilgili hurafeler: Allah'ın herhangi bir maddi varlık şekline bürünmesi, yaratıklarından birinin bedenine girmesi veya onlara benzetilmesi tevhide aykırı batıl inançlardandır. Allah'ın, imamların içine girdiğini kabul eden aşırı Şii gruplarla bazı aşın sufilerin batıl inançlan belli başlı örneklerdir. Tanrılığa ait sıfat ve fiillerden birini yaratıklara nisbet etmek de batıl inanç sayılır. Bazı mutasavvıfların, veli gözüyle baktıkları şeyhlerine dilediğini öldürme ve diriltme gücünü nisbet etmeleri ve evrenin yönetiminde söz sahibi olabileceklerini iddia etmeleri de hurafedir.
2- Gayb bilgisi: Kur'ân-ı Kerîm'de duyu ve akılla kavranamayan şeylerin yani gaybın Allah'tan başkası tarafından bilinemeyeceği vurgulanmaktadır. Ancak yüce Allah dilerse, bazı kullarına gayb âleminden ışıklar, bilgiler sızdırır ki bu bilgilerin sızdırıldığı kimseler ya peygamber veya veli olur. Fakat bütün gaybı Allah'tan başka kimse bilmez. Vahiy ve ilham dışında ne peygamber, ne de veli geleceği bilmez. Falcılık da İslâm öncesi döneme ait batıl inançlardır.
3- Uğur veya uğursuzluk: Bazı rakamların uğursuz yahut uğurlu olduğuna inanmak, evden çıkarken kedi veya köpek görmek, baykuş sesini ve köpek ulumasını duymak, elden ele sabun veya makas vermek, salı günü iş yapmak veya yola çıkmak, cuma günü çalışmak, iki bayram arasında nikâh kıymak, cumartesi günü yorgan kaplamak, insanın üzerindeki elbisenin söküğünü dikmek, uğursuz sayılmış. Buna karşılık at nalı, kurt dişi, leylek kemiği, inek veya koç boynuzunu taşımak yahut evin dış kısmına asmak uğurlu kabul edilmiştir.
Yarın: İlginç olayları hayra yorun.
Bazı mutasavvıflarda görülen hurafeler(8) İslâm her şeyin bilgiye ve akla dayanmasını ister
Bazı kimseler güzelleşmek sevdasına yüzlerine adeta kilolarca boya, allık pulluk sürerler. İşte bu da güzelleşmek değil, kişinin kendisinden kaçması, kişiliğini bozmasıdır
Haberin Devamı

