"Andan Resûlullah Hazretleri: Ya Osman, sen ne dersin bu iftitah tekbiri hakkında dedikte, Hz. Osman-ı zî'nnûreyn (r.a.) eyitti: Ya Resûlullah, ben gecede iki
rekât namaz kılsam, her bir rekâtta Kur'ân-ı azimü'ş-şânı hatmeylesem, yine imamla beraber alınan iftitah tekbirinin sevabına nail olamam.
Andan Resûlullah (s.a.v.) Hazretleri: Ya Ali, sen ne dersin bu iftitah tekbiri hakkında dedikte, Hz. Ali (kerremallahu vechehu: Allah yüzünü değerlendirsin, kendisine ikramda bulunsun) eyitti: Ya Resûlullah, mağrib ile meşrik (batı ile doğu) arası, küffarla dolu olsa, Rabbim bana kuvvet verse, cümlesini kırıp katleylesem (bu insanların hepsini öldürsem) - acımasız zihniyete bakın- yine imamla alınan iftitah tekbirinin sevabına nail olamam (haksız yere bu kadar insanı öldürmek sevap değil, dünya dolusu günah getirir). Andan Resûlullah (s.a.v.) Hazretleri:
Ey benim ümmet-ü ashabım, yedi kat yerler ve yedi kat gökler kâğıt olsa ve deryalar (denizler) mürekkep olsa ve bütün ağaçlar kalem olsa ve cümle melaikeler katip olsalar, kıyamete kadar yazsalar, yine imamla alınan iftitah tekbirinin sevabını yazamazlar, deyu buyurmuş (Peygamber'e iftiranın daniskası. Hâşâ o böyle bir şey söylemekten münezzehtir. Bu, insanları cemaata teşvik için uydurulmuş bir yalandır).
Uydurma rivayetler
Ve eğer Allah-u azîmü'ş-şânın yarattığı melekler bu kadar mıdır dersen, Resûlullah (s.a.v.) Hazretleri miraca çıktığı gece cenneti ve cehennemi ve Beyt-i Ma'mûr'u seyran ittikte, bakıp gördü. Beyt-i Ma'mûr'u melaike tavaf edip giderlerdi. Resûlullah (s.a.v.) eyitti: Ya karındaşım Cebrail, bu Beyt-i Ma'mûr'u tavaf idüb giden melaike geri dönmüyor. Anlar nereye giderler?
Ol vakit Cibril (a.s.) eyitti: Ya Habîballah, ben halk olduğum (yaratıldığım) günden bu güne gelinceye kadar, bu Beyt-i Ma'mûr'u tavaf idüb giden melaike geri döndüğün görmedim. Bir kere tavaf edene kıyamete kadar bir dahi nöbet gelmez dedi."
Bu kitaba göre yemeği koklamak ve pişmiş eti bıçakla kesmek, yemeğin mekruhlarındandır. Burada yazılanların hemen hepsi zayıf, uydurma rivayetlere dayanan hurafelerdir. İnsanları ibadete, ibadeti saygıyla yapmaya yönlendirmek ve saygısızlıktan kaçındırmak için üretilen bu haberler, mantık dışı uydurmalardır. Bir iftitah tekbirine yetişmekle insanın bütün ahiret işi halledilmez. Cemaate yetişemeyen kendi başına kılar, ahireti yıkılmaz.
Bir namazı zamanında kılmayıp sonradan kaza eden kimsenin, dünya zamanıyla seksen yıl cehennemde yakılacak olması, Allah'ın adaletine, rahmetine, Kur'ân'ın, cezanın suca denk olacağı prensibine aykırı, kuyruklu bir yalandır.
Yarın: Ayakta giysi giymek neden mekruh olsun?
Bazı mutasavvıflarda görülen hurafeler(12) Acımasız bir zihniyet
Bir namazı zamanında kılmayıp sonradan kaza eden kimsenin, dünya zamanıyla seksen yıl cehennemde yakılacak olması, Allah'ın adaletine, rahmetine, Kur'ân'ın, cezanın suca denk olacağı prensibine aykırı, kuyruklu bir yalandır
Haberin Devamı

