Bir hadiste Peygamberin, "Arrâfa ya da kâhine başvurup onun dediğini doğrulayan kimsenin, Muhammed'e indirileni inkâr etmiş olacağını" söylediği aktarılmaktadır. Bir başka hadiste de ilm-i nücûma (astrolojiye) inanıp ona göre hareket eden kimsenin, büyü yapan veya yaptıran gibi olacağı ifade edilmektedir. İslâm dininin bunları yasaklamasındaki hikmet açıktır. Bu tür şeyler, insanı vehimlere, bunalımlara, yanlış işler yapmaya, kararsızlığa sevk eder. İnsan, Allah'ın kendisine bahşettiği akılla yapacağı işi iyice tartmalı, bilenlere danışmalı, karar verince de yapmalıdır. Kuş kovarak onun sağa, sola gitmesinden, atılan taştan, kum üzerine el ile vurulan noktalardan anlam çıkarmak insanı birçok hayırlı işten yoksun eder veya birçok yanlış işe sürükler. Çünkü birçok hayırlı iş, kuş ters tarafa uçtu veya taş yanlış yere düştü diye yapılmaz olur.
Yaşanan hurafeler
İstanbul Boğazı'nın baü yakasında, Karadeniz'e yakın kesimindeki yamaçta Telli Baba denilen bir türbe vardır. Evde kalmış kızlar, bahtının açılması için bu türbeyi ziyaret eder ve adaklar adarlar. Tesadüfen bu ziyaretten sonra evlenen kız (gelin) tekrar teliyle duvağıyla buraya getirilir. Telli Baba ziyaret edilir ve kabrin üstüne gelinlerin taktığı teller örtülür. İste bu gelenekten ötürü burada yatan zata Telli Baba demişler. Gerçekte burada bir kişinin yatıp yarmadığı da kuşkuludur. Ama insanlar böyle inanmışlar ve bu batıl gelenek yerleşmiştir.
Boğaz'ın Anadolu yakasında, Anadolu Kavağı'na yakın bir yerde de Yûşa Aleyhisselâm'ın olduğuna inanılan, galiba 10-12 metre uzunluğunda bir kabir vardır. Tabii bu da safsatadır. Gerçekten orası Yûşa'in kabri midir? Filistin'de yaşamış olması gereken bir İsrailoğlu peygamberinin, o zamanlar İstanbul'da işi ne? Sonra 12 metre boyunda adam olur mu? Burası da insanları kandırmak için böyle düzenlenmiş. Tabii oralarda (kabirlerde, türbelerde) bekçilik türbedarlık yapanlar buraların ziyaret edilmesinden yararlanırlar. Çünkü onlar da az çok ziyaretçilerin ihsanına ererler. Ziyaretçilerin akınına uğrayan burada da Allah'tan değil, kabirde yatandan dilekler dilenir.
İstanbul Büyükada'da bir kilise var. İki yıl önce burayı görmek üzere gittiğimde, kiliseye varan yol üzerinde ağaçların dilek bağlarıyla dolmuş olduğunu gördüm. Bu çaputları bağlayanlar da sanıyorum Hıristiyanlardan çok Müslümanlardı. Falan yerde bir delikli taş bulunmuş, buna da kutsallık verilmiş. Hastalar bunun içinden geçerlerse iyileşirlermiş. Bu taşa veya duvara küçük yassı taşlar yapıştırırlar, eğer taş yapışır, biraz durursa yapıştıran kişinin muradı olurmuş.
Yarın: Zayıf ve uydurma rivayetler.
Bazı mutasavvıflarda görülen hurafeler-10 Kuş kovarak iş yapılmaz!
Bir hadiste Peygamberin, "Arrâfa ya da kâhine başvurup onun dediğini doğrulayan kimsenin, Muhammed'e indirileni inkâr etmiş olacağını" söylediği aktarılmaktadır
Haberin Devamı

