Soru: Sayın hocam, bir arkadaşım yaratıcının varlığına inanıyor, "haşa" Kur'ân'a ve Peygamber'e inanmadığını söylüyor. Kur'ân'da çelişkilerin olduğunu iddia ediyor. Mesela, "İslâm evrensel bir dinse kutuplarda yaşayanlar namazlarını nasıl kılacak, beş vakti neye göre belirleyecek?" diyor. Ayrıca Kur'ân'da hangi ayet olduğunu bilmiyorum ama Müslümanların, Hıristiyan ve Musevilerle konuşmamaları gerektiği yazıyormuş. Arkadaşım, "O zaman onların kutsal kitaplarında da Müslümanlarla konuşmamaları isteniyorsa İslamiyet'i nasıl öğrenecek. O da Allah'ın gönderdiği bir kitap değil mi?" diyor. Bu konuda beni aydınlatırsanız çok memnun olurum. Saygılarımla...
Cevap: Bu gencin, dini reddetmek için ileri sürdüğü bahaneler, çok bayatlamış, çağ dışı düşüncelerdir. Kur'ân, günün belli başlı değişim zamanlarında namaz kılınmasını ve her zaman Allah'ın anılmasını, O'nunla iletişim kurulmasını emreder. Kutuplarda yaşayanlar da saat kullanıyorlar. Saatin olmadığı yer yok. Onlar da akşamleyin güneş batmıyorsa, namaz vaktini belli saatlere göre ayarlayıp namazlarını kılarlar.
Namazdan asıl amaç Allah'ın anılmasıdır. Çünkü Kur'ân'ı indiren Allah, "Beni anmak için namaz kıl" buyurmuştur. Temel amaç bu olunca vaktin o kadar önemi yoktur.
Düzenli olması için insanlar, normal gece gündüz zamanlarının olduğu kuşaklara göre ayarlama yapıp namaz vakitlerini ve Ramazan'da oruç vaktini belirlerler.
Manevi dertlere reçete
Peygamberimiz, gece ve gündüzün aylarca sürdüğü bölgelerde insanların, normal kuşaklardaki vakitlere göre ayarlayarak ibadetlerini yapacaklarını bildirmiştir. Böyle bayat, basit düşüncelerle İslâm'ın evrenselliğine zarar gelmez. Yalnız İslâm değil, bütün ilâhî dinler evrenseldir. İlâhî vahiyler, öyle dar bölgeci mesajlar değil, dünyayı kucaklayıcı mesajlar getirmişler, insanlığı manevi dertlerine reçeteler sunmuşlardır.
Kur'ân'ın hiçbir yerinde "Hıristiyanlarla konuşmayınız" diye bir emir yoktur. Tam tersine Kur'ân, Tanrısal din mensuplarının birbirleriyle dost olmalarını, güzel diyalog kurmalarını emreder. İşte bazı ayetler:
"De ki: 'Ey Kitap ehli, bizim ve sizin aranızda eşit olan bir kelimeye gelin: Yalnız Allah'a tapalım. O'na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, birbirimizi Allah'tan başka tanrılar edinmeyelim. Eğer yüz çevirirlerse, 'Şahit olun, biz Müslümanlarız' deyin" (Al-i İmran: 64), "Kitap ehliyle, -haksızlık edenleri dışında- en güzel tarzda tartışın ve deyin ki: 'Bize indirilene de size indirilene de inandık. Tanrımız ve tannnız birdir, biz de O'na teslim olanlarız" (Ankebut: 46), "Eğer sen, sana indirdiğimizden kuşkuda isen, senden önce Kitabı okuyanlara sor. Andolsun, sana Rabbinden hak geldi, sakın kuşkulananlardan olma" (Yunus: 94), "İncil sahipleri, Allah'ın ona indirdiğiyle hükmetsinler. Kim Allah'ın indirdiğiyle hükmetmezse işte onlar, yoldan çıkmışlardır" (Maide: 47).
* Bu konuya yarın da devam edeceğim.
Bayatlamış çağ dışı düşünceler
Namazdan asıl amaç Allah'ın anılmasıdır. Çünkü Kur'ân'ı indiren Allah, "Beni anmak için namaz kıl" buyurmuştur. Temel amaç bu olunca vaktin o kadar önemi yoktur
Haberin Devamı

